Unutulan Cumhuriyet şehidi: Mehmet Zeki Dündaralp

"Asiler Lice'ye gelince genç muallimin (öğretmenin) Kale Mahallesi'ndeki evine gidiyorlar. Kendisini aşağı indirip kapısının önünde öldürüyorlar, sokaklarda sürüklüyorlar..." (Naşit Hakkı, Vakit, 17 Mayıs 1925)

"Sureti Mahsusada Diyarbakır'a Gönderdiğimiz Muhabirimizin Mektupları - apakçur Telgrafhanesinde Boğulan Esrar" (Vakit, 17 Mayıs 1925, s.2)

Akşam, 6 Ağustos 1934, s.1.

Milliyet, 9 Ağustos 1934, s.6.

Cumhuriyeti daha doğarken boğmayı amaçlayan Şeyh Sait İsyanı sırasında asker-sivil şehitlerimiz vardı. O şehitlerimizden biri de Lice'de, isyancılar tarafından vahşice katledilen Mehmet Zeki Dündaralp öğretmendi.

ŞEYH SAİT İSYANI SIRASINDAKİ ŞEHİTLER

Savcı Süreyya Bey, Şey Sait İsyanı Davası'nın açıklamasında Şeyh Sait'i şöyle tanımlamıştı: "Şeyh Sait Efendi, yüzlerce, binlerce askerin, halkın, ibadın (ibadet edenlerin) malını, hayatını yok eden hareketi (Şeyh Sait İsyanı'nı) fiilen idare etmiş, hepsine emretmiş, mürted, muannit (inatçı) vatan hainidir." Savcının bu değerlendirmesine göre Şeyh Sait İsyanı "yüzlerce, binlerce askerin, halkın" hayatını yok etmişti.

İstiklal Mahkemesi de 28 Haziran 1925 tarihli gerekçeli kararında, din ve şeriat araç yapılarak, "gerçekte bağımsız bir Kürdistan kurma" amacına yönelik olan Şeyh Sait İsyanı'nın devam ettiği sürede birçok şehir, kasaba ve köyü, devletin asker ve polis kuvvetleri ile kanlı bir çatışma ve çarpışma yapmak suretiyle işgal ederek ve hatta Diyarbakır'ı kuşatarak "birçok suçsuz asker, subay ve vatandaşı öldüren ve yaralayan", yağma, hırsızlık yapan ve yaptıran 81 sanıktan 47'sinin idama mahkûm edildiği belirtilmişti. İstiklal Mahkemesi kararına göre Şeyh Sait İsyanı'nda isyancıların "birçok suçsuz asker, subay ve vatandaşı öldürdüğü ve yaraladığı" belirtilmişti.

Piyade Üsteğmen Erzurumlu Mehmet Seyfettin, Kaymakam Filibeli Hüseyin ve Bingöl Merkez Başöğretmeni Mehmet Zeki Dündaralp o şehitlerdendi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 12 Nisan 1925 ve 13 Mayıs 1925 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı Bakanlar Kurulu kararlarıyla Şehit Kaymakam Filibeli Hüseyin'in ve Şehit Piyade Üsteğmen Erzurumlu Mehmet Seyfettin'in ailelerine maaş bağlamıştı. (BCA, 030.11.1, 12.14.14; BCA, 030.11.1, 13.20.17)

BİR CUMHURİYET ÖĞRETMENİ: MEHMET ZEKİ DÜNDARALP

M. Zeki Dündaralp, 1896 yılında Arapkir'de doğmuştu. Jandarma avuşu Kanber Ağa'nın oğluydu. İstanbul Erkek Öğretmen Okulu'nu bitirdikten sonra doğu illerinde öğretmenlik yapmıştı. 1921 yılında Diyarbakır'ın Maden ilçesinde çalışırken oğlu Necati dünyaya gelmişti. Daha sonra apakçur (Bingöl) Başmuallimliğine (Başöğretmenliğine) tayin edilmişti. Başöğretmen olduğu zaman okulda büyük bir yenilik yapmıştı. Okulun araç gereçlerini kendisi sağlamış ve sıralarını da bizzat kendisi üretmişti.

M. Zeki Dündaralp, Cumhuriyet'e ve Atatürk'e yürekten bağlı idealist bir öğretmendi. Bu nedenle eski Türk büyüklerinden "Dündaralp" adını da kullanmaya başlamıştı.

Bingöl Merkez İlkokulu Başöğretmeni M. Zeki Dündaralp, Bingöl ileri gelenleriyle bir araya gelmiş, çeşitli toplantılarına katılmıştı. Cumhuriyet'in henüz 2 yaşına bile basmadığı o günlerde, bölgede, Cumhuriyet ve Mustafa Kemal karşıtı bir isyan hazırlığı olduğunu görmüştü. Bunun üzerine hemen harekete geçip bir zabıt (tutanak) hazırlayarak sorumlulara imzalatmaya çalışmıştı. Ama söz konusu tutanağı kendisi ve eski Genç Milletvekili Hamdi (Yılmaz) dışında kimse imzalamamıştı.

DÜNDARALP'İN UYARILARI

Bingöl merkezde öğretmenlik yapan Mehmet Zeki Dündaralp'in, Şeyh Sait İsyanı'ndan birkaç ay önce, bölgedeki Kürtçülük faaliyetlerini fark ederek 26 Ekim 1924'te tuttuğu zabıt varakası, 3 Kasım 1924'te eski Genç Milletvekili Hamdi Bey'in ihbar mektubu ile hükümete bildirildi. Dündaralp'in bu ilk ihbar tutanağında "Kürtçülük" yapan Hacı Mehmet adlı birinin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in haccı kaldırdığı ve İslamiyet'e zarar verdiği yönünde propaganda yaptığı belirtilmişti.

İçişleri Bakanlığı'na sunulan bu rapor nedeniyle Bingöl Kaymakamı Hüseyin Hilmi Bey olayı soruşturmaya başladı. Fakat Hacı Mehmet kendisini destekleyen şahitler buldu ve suçlamaları reddetti. Bunun üzerine Bingöl Kaymakamı Hüseyin Hilmi Bey, "asılsız ihbar suçlamasıyla" Mehmet Zeki Dündaralp öğretmen hakkında soruşturma başlattı. Genç Valisi İsmail Hakkı Bey de Mehmet Zeki Dündaralp'i 6 Ocak 1925'te görevden aldı.

Bunun üzerine Dündaralp, eski Genç Milletvekili Hamdi Bey'in önerisiyle 6 Ocak 1925'te hem Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'ya hem de İçişleri Bakanlığı'na telgraf göndererek bir kere daha isyan hazırlıklarını ihbar etti.

İçişleri Bakanlığı, konunun Genç Valiliği tarafından araştırılmasını istedi. Genç Valisi, yaptığı incelemeler sonunda, 13 Ocak 1925'te İçişleri Bakanlığı'na yazdığı yazıda Dündaralp ve Hamdi Bey'in ihbarlarının asılsız olduğunu belirterek adı geçen şahısların Bitlis Askeri Mahkemesi'ne sevk edilmelerini önerdi. Bunun üzerine Dündaralp, Mustafa Kemal Paşa'ya bir telgraf çekerek ifadesinin Ankara'da alınmasını istedi.

Dündaralp, 15 Ocak 1925 tarihli üçüncü telgrafında bir kere daha isyan hazırlıklarından söz etti. Dündaralp bu sefer de kendisinin yerine öğretmenliğe atanan Sıddık (Sıtkı) adlı kişinin casus olduğunu, Bingöl'de Kürtçü bir cemiyet kurulduğunu ve valinin bu olup bitenlere karşı sessiz kaldığını belirterek olası bir isyandan söz ediyordu.

Bu sırada, asılsız ihbarda bulunmak suçlamasıyla mahkemeye sevk edilen Dündaralp, Bingöl'den kaçıp Lice'deki eniştesi (Lice Ziraat Bankası memuru) Abdülgani Bey'in yanına sığındı. Gıyaben yapılan yargılama sonunda üç ay hapisle ve para cezasıyla cezalandırıldı. (Bu karardan üç gün sonra, 13 Şubat 1925'te Şeyh Sait'in isyanı patlak verdi.)

DÜNDARALP'İN ŞEHİT EDİLİŞİ

Şeyh Sait İsyanı başladığında Lice'de bulunan M. Zeki Dündaralp, 10 Mart 1925 tarihinde bulunduğu evi basan isyancılar tarafından vahşice katledildi. Lice mezarlığında toprağa verildi.

Dönemin gazetelerinden birinin anlatımıyla M. Zeki Dündaralp, "Abdülgani Efendi'nin evinden alınarak Şaki Yusuf Perişan ve hempası tarafından sokakta şehit edilmiştir. Ailesi ve küçük çocuğu bu katliama şahitlik etmişlerdir."

Naşit Hakkı (Uluğ), 17 Mayıs 1925 tarihli Vakit gazetesinde, "Sureti Mahsusada Diyarbakır'a Gönderdiğimiz Muhabirimizin Mektupları - apakçur Telgrafhanesinde Boğulan Esrar" başlıklı haberinde Mehmet Zeki Dündaralp öğretmenin şehit edilişini şöyle anlatmıştı: