''Zaferin Adı Türkiye', Yeniden 15 Temmuz…

Sibel Eraslan
16.07.2025
6

9 yıl evvel yaşadığımız hain darbe ve işgal girişiminin yıldönümünde, şehit yakını ve gazilerimizle bir arada olma imkanı bulduk. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altındaki buluşma hem hüzünlüydü, hem de ülkemizin ayakta duruş ve ileriye doğru koşar adım yürüyüşünün adeta bir yansıması gibiydi...

İstiklal Savaşı'nda şehit düşmüş büyük dedelerimizin torunları, terörle mücadele esnasında gazi olmuş değerli askerler, şehit polis ve askerlerin yakınları, 15 Temmuz 2016'da göğsünü devleti ve milleti için mermiye siper etmiş kahraman şehitlerimizin eş ve çocukları, anneler, babalar, vardı. Bir yazar olarak bir köşeye çekilip onları seyrettim, bazılarıyla tanıştım, ellerini öptüklerim oldu, başlarını okşadıklarım. Garip bir haleti ruhiye hakimdi her köşeye; hem hüzün vardı, hem de gurur, iftihar ve bilinç...

Evvela TBMM Camisinde okunan Mevlid-i Şerif'i dinledik, dualara aminler dedik, girişindeki fıskiyeli havuz, Doğu istikametinden Camiyi dönerek, Kıble'nin önünden geçiyor. Fıskiyeler yağmur çiselemesi izlenimi veriyor, masmavi taşları temmuz güneşinin altında parlayarak uzanmış havuz, içinde renkli balıkların yüzdüğü asude bir koy görüntüsü taşıyor bu su giysisi... Su bir pelerin gibi sarmış Camiyi. 'Aminnn'ler de fışkıran su seslerine eşlik edince garip bir ruhaniyet eşlik ediyor Cami'nin loş ve serin havasına.

Ardından TBMM Başkanımız Numan Kurtulmuş öncülüğünde parti liderleriyle birlikte 15 Temmuz Şehitler Anıtı'na çiçekler bırakıldı. Yine etrafta koşuşan şehit çocuklarına takıldı gözlerim... Kıpkırmızı güllerin arkadaşı gibiydiler...

Oradan beni TBMM'nin kütüphanesine götürdü arkadaşlar. Harika bir hazine adası gibi. 1860 baskılı bir sözlükmüş elimdeki, basım tarihine bakınca çok heyecanlandım. Aklıma 15 Temmuz 2016'da vatansızlar tarafından şehit edilmiş Yasin Naci Ağaroğlu kardeşim geldi. Son sınıf hukuk öğrencisiydi, annesinin biriciğiydi, ama Yasin'e hiç acımadan kıymışlardı işte. Elimde tuttuğum kitap sanki avuçlarımda ateş aldı birden, şehitlerimizin yüzü suyu hürmetine hayatta kalmıştık. Şayet onlar Allah yolunda bu şekilde can feda eylemeselerdi, bu büyük milli destan yazılmazdı ve ancak Allah'ın nasip ettiği kişiler şehadet mertebesine erebilirlerdi... Şehitlerle kitaplar arasında ne olduğunu tam olarak tarif edemeyeceğim, kelimelere dökemeyeceğim bir ilgi olduğunu sezinliyorum. Birer değerli ve nadide kitap olarak hayatlarının ve ideallerinin okunup, defaatle dersler çıkartılması gerektiğini de biliyorum...

Daha sonra TBMM Tören Salonundaki toplantıya iştirak ettik arkadaşlarla. Yine çok güzel Kur'anlar okundu, dualar edildi, aminler yükseldi... TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş açılış konuşmasında 15 Temmuz direnişinden almamız gereken derslere değindi. Şehadetle o geceyi zafere eriştiren şehitlerimiz, Allah katında dirilerdir dedi. 'O gece kahramanlıklar ile ihanetler karşı karşıyaydı, devletin içinde gizlenmiş olanların ihaneti ise asla, tesadüfi değildi, yıllar içinde hazırlanmıştı' tespitinde bulundu. 15 Temmuz sonrası, ehliyet likayat ve millete sadakatin aslolduğunu, karanlık loca ve sahte hoca aracılığıyla darbeleri yönetenlerin püskürtüldüğünü söyledi. 15 Temmuz'dan alınması gereken ibretler arasında şeffaflığın çok önemli olduğunu zikretti. '15 Temmuz sonrasında milli birlik ruhu arttı ve bu ruhla, Terörsüz Türkiye hedefine yürüyoruz' dedi. Kapsayıcı, demokrat, kuşatıcı, özgürlükçü yeni Anayasanın gerekliliğini vurguladı...

Ardından kürsüyü teşrif eden Cumhurbaşkanımız, o gece için 'ateşten gömlek giydiğimiz geceydi' dedi. Onun bu sözü bana Kurtuluş Savaşı günlerindeki anekdotları hatırlattı. O günlerin kalemleri de yedi düvelle savaşarak bağımsızlığımız için mücadele edilen o günleri 'ateşten gömlek' sözleriyle yazmışlardı. 'O gece sımsıkı kenetlendik millet olarak' dedi Cumhurbaşkanımız.