Geometriden hikmete:
Kufi yazı, hat sanatları içinde başlı başına görkemi olan bir yazıdır. Kadim medeniyetimizin kadim cevheridir Kufi... İslamiyet'in ilk dönemlerinde, özellikle Kur'an-ı Kerim'in ilk el yazması nüshalarında hep Kufi tarzı yazımlar kullanılmıştır. Düz çizgileri, keskin kenarları, belirgin açıları ile kendini hemen belli eden bu tarz yazı sanatı, zamanla sivil mimarinin ayrılmaz birer parçası haline de gelmiştir... Eğri ya da eğimli, kavisli şekilleri barındırmadığı için, Kufi yazı aynı zamanda matematiksel bir aydınlığa, kesinliğe de benzer. Hesap işi gibidir. İşte Kufi yazının bu hesaba, ölçüye, hendeseye dayalı sisteminden Kuran'ı Kerim'e, hatta Varlığın ve varoluşun hikmetine uzanan bakış açısıyla, Şahin Uçar üstadımızın yazılarından -aslında ilhamlarından- bahsetmek isterim...
İlhamını Nietzche'nin sınırlı ve ölümlü olanın trajedisi metaforundan alan 'Dost böyle dedi: "aşk ile söyle!" / Bir şarkı oku: gözlerimi al ' mısralı şiirinden yola çıkarak, Üstad Şahin Uçar için yazının ve özellikle Kufi'nin, ilahi olana yürüyüş ritmi olduğunu da söyleyebiliriz. Ama bu yürüyüş imkansızlıklarla, zorluklarla, manilerle doludur. Kesretten vahdete yol alışta, bin bir terk edişe, terk edilişe, ayrılığa, uzaklığa, yalnızlığa düçar kalmayı göze almalıdır yolcu... Opak oluştan saydamlığa, kütleden ışıklığa geçiş, elbette bin dertle yüklenmektir... Kufi yazı ise, bir tür parola, bir tür yankı, ipucu veya bir tür mum-kandil gibi, yolcunun azığı ve hikayesi olmuştur.
'Sen şarkını söyle' derken Prof. Şahin Uçar aynı zamanda hattat, şair, bestekar ve tarih felsefecisi olarak, yükü ağır olanlardandır...
Süheyl Ünver ve Hattat Hamid gibi dehaların bizzat yetiştirdiği bir hazinedir. Geçen hafta içinde 'Kufi Script and Philophy of History' (Kufi Hat ve Tarih Felsefesi) adlı kitabıyla da mülaki olduğumuz bir sergisini açtı.
Daha sergiyi gezip kitabı okumadan, Üstadın yazdığı Kufi Fatiha'ya baktığımda sarsıldım desem az kalır. Benzerini görmediğim bu istifte, harfler adeta birer şifreye, kelimelerse adeta ikonografik bir haşmete bürünmüştü. Ve geleneksel kufinin genelde dikdörtgen şeklindeki istiflenmesi daire şeklinde hizalanmış. Bu çok zor bir şey... Çünkü girişte de zikrettiğimiz gibi, Kufi yazıda eğim, kavis yoktur.. Kenarları belli, açıları ölçülü, harfleri matematik kesinlikte ve tüm bunları bir daire seyrangahı içinde döndürebilmek için, muhakkak ki sanatın zikre dönüşmesi gibi bir hadise vardır diye düşündüm içimden. Yani bir sır vardır bu işte dedim...

8