Öğretmenin okuduğu son mevlit…

Sibel Eraslan
04.03.2026
3

Öğretmen Fatma Nur Çelik'in çevresi oyalı beyaz tülbent takmış haliyle okuduğu mevlit bölümlerinden dinledim dün sabah dışarı çıkmadan. İçimi deldi o nezaketli ses... O kadar soğuktu ki dışarıdaki hava, aylardan zemheriymiş sanki, kalbim kıvılcımlarla doluymuş. Çünkü bugün Fatma Nur öğretmen okulunun bahçecine son kez gelecekmiş... Bir de yavrusu varmış geride, oncağız da hastaymış, vay dağlar karlı dağlar, gönlümüz nice dağlar...

Onu tanıyan tanımayan, okulun bahçesine çoktan doluşmuştur şimdi. Birbirini tanımadığı halde sırf kalbi Fatma Nur Öğretmenle birlikte atıp sızladığı için okula doğru koşacak yüzlerce insan diyordum. Dediğim gibi de olmuş. Okul, bahçesi, dışarısı hınca hınç insan dolmuş.. Almam gereken bir sürü ilaç vardı, eczaneye gözlerimden akan yaşı durduramadan girdim, ne oldu dediler, durduramıyorum kendimi dedim, birdenbire hepimiz öğrencisinin öldürdüğü öğretmeni konuşup dualar okumaya başladık... Sonra medikal malzemeleri satan dükkana gittim, adaptör ararken gözyaşım akıyormuş... Söyler söylemez oradakiler de çok üzüldüklerini ifade ettiler. Herkes ''hocanım'ı konuşuyordu, onun mazlumluğunda ya kendi kızını, ya kendi kardeşini, annesini, eşini görüyordu...

Hastaneler, ambulanslar ve sabırsız kalabalık caddeler derken, cenaze arabaları, okunan selalar arasında nasıl da küçük, kırılgan, yara bere içinde kaldığımıza baktım, boyum bu kadar kısa, sesim bu kadar kısık mıydı benim İçimde depreşen duygular; isyan, itiraz, hüzünle Allah'ım dedim, ''Sen şu sıradan kullarını koru ne olur''

Sıradan birisi olmak, o kadar zor bir hale geldi ki, Allah bunu çözebilme yeteneği versin bizlere...

Ülkemizde çok ciddi bir gençlik sorunu var!

Ülkemizde çok ciddi bir aile sorunu var!

Ve ne yazıktır ki, ülkemizdeki pek çok sorunun kaynağında yatan asıl mesele de bu aile meselesidir! Çocuklarını ya kral-kraliçe gibi yetiştiren ve diğer herkesi akraba, komşu, öğretmen dahil ama herkesi çocuğunun kölesi zanneden vurdumduymaz aileler var. Bunlar çocuklarını her istediğini yapacak şekilde sorumsuzca yetiştiriyorlar. Diğer başka bir grup aile ise, saldım çayıra Mevla'm kayıra zihniyetinde, evladını dünyaya getirdikten sonra ona hiçbir değer yargısı vermeden sokaklara, bilgisayar oyunlarına, telefon programlarına terk eden yetişkinlerin kurdukları, aslında kuramadıkları aileler...

''Çocuk merkezli eğitim' ifadesinden benim anladığım her zaman, çocuğun eğitimini merkeze almak oldu. Yoksa çocuğu merkez alarak, her şeyi onun oyuncağı haline getirmek değil! Çocuğun her istediğini serbestçe yapabildiği - merkezde ya!- özellikle akran zorbalığını çok rahatlıkla uygulayabildiği ortamların oluşmasına fırsat vermeyen bir merkezilik olmalı bu. Merkezde değerler vardır. Değerleri olmayan bir çocuğa, gence ne öğretirseniz öğretin, bumerang gibi döner dolanır, öğreticisini vurur...

Değerlerin yanı sıra, tüm çocuklar '