Ne güzel kokar kitap sayfaları... Hatta üzerinden yıllar geçse de onları kokularından tanırız. Çocukluk kitaplarımız, gençlik kitaplarımız, erişkinlik günlerimize eşlik eden ve ruhumuzun birer aynası olan kitaplarımız... Ne olacak onlara dersiniz İnsanlar gibi kitapların da kaderi vardır çünkü...
Ellili yaşlarıma kadar kitaplarıma ne olacağını hiç sormadım kendime, çünkü evimizin tuğla sayısından daha fazla kitabım oldu, yaş aldıkça. Ne olacak bunlara benden sonra İlkokulda okuduğum kitaplarımı bile atmamışım, hepsinin nazarımda apayrı değeri, hatırası var... Sanki içimde upuzun bir bilgi ağacı yükseliyor, bu ağacın her bir yaprağında kitaplarım duruyor. Ne olacak bu kitaplara benden sonra
Oysa yapay zeka çağına erişmiş kişileriz. Bir tık'la feleği çemberinden, deveyi iğne deliğinden geçiriyoruz adeta. İnsanlar giderek kitap okumaktansa yapay zekaya özetini, konusunu sormayı tercih ediyorlar. Büyük talihsizliğimiz; eskinin zevkleri, merakları, sanatları ile bunları sıfırlayan bir çağa erişmiş olmak... Elimizdeki tüm makinalar, akıllı cihazlar, bilgisayarlar, kahve makinası, buzdolabı, ocak, ütü, otomobil, hemen her şey yapay zeka donanımlı artık.
Ve günümüzün en popüler sözü ise; 'up-grade' yani güncellenmek!
Bu terimi, günlük yaşantımızda defalarca kere okuyoruz aslında, mobil telefonlarda, kompüterlerde, mobil bankacılıkta, mobil alışveriş sitelerinde, dijital haberleşme ortamlarında, dijital eğitim setlerinde, hasılı internet ve bilgisayar ortamlarında sıkça rastladığımız bir komut.
Daha iyi hale getirilme, durumu iyileştirme, mevcut hali yükseltme gibi anlamları var. Daha hızlı ve daha çok sayıda veri demek bu aynı zamanda. Veri demişken; geçtiğimiz ay, tüm dünya, yapay zekanın adeta içine çekip yuttuğu nadir kitapları konuştu. Yapay zeka şirketleri, ürettikleri modelleri geliştirmek (up-grade etmek-güncellemek-yükseltmek) adına, satın aldıkları nadir kitapları, taradıktan sonra imha ettiler... Tabii bunun ilk şoku, kitapların yok olmasıyla ilgiliydi. Ama daha da büyük şok, bilginin artık herkesin kolayca ulaşamayacağı bir şeye dönüştüğü yeni bir döneme ayak basıyor oluşumuzdu...
Düşünsenize, ders kitaplarının, bizlere bir şeyler öğreten tüm eğitici kitapların, hatta sanat eserlerinin, insanın ruhunu yücelten, uyandıran, çeken, tüm o kıymetli cümlelerin, şiirlerin bir günde yok olduğunu... Bilgisayarların her birinin adeta içercesine tarayıp yuttuktan sonra, o kitaplara ve aslında bilgiye, tecrübeye, insanın insan olmakla ilgili verdiği büyük sınavın adeta yol haritası olan tüm o sayfalara erişimin imkansız veya ancak izinle olacağı günler... Ne kadar korkunç...

12