Gülden Sönmez ile Ayçin Kantoğlu, bizleri temsil ediyor…

Sibel Eraslan
17.09.2025
5

Geçen seferki yazımda; Üstad Sezai Karakoç'un, halkının kahir ekseriyeti Müslüman olan ülkelerin yöneticilerine yaptığı bir çağrısına değinmiştim. Üstad, bu ülkelerin NATO benzeri bir savunma anlaşması yapması aciliyetinden bahsediyordu. Bunun benzerini rahmetli Prof. Necmettin Erbakan Hocamız da dile getirirdi, nitekim D-8'ler bunun bir tecrübesiydi. 1990'lar böyleydi... Bizler de gençtik ve böyle düşünürdük, dünyanın geleceği dendiğinde mazlum ve mustazaf halkların gerçekleştireceği/ gerçekleştirmesi gereken toplumsal-politik bir dönüşümdeydi umudumuz.

İslam ülkeleri savunma paktının günümüzde de ne kadar elzem ve güncel olduğuna dikkat çekmiştim yazımda. Lakin İslam ülkeleri bu konuda çok istekli değil, hatta bir eylemsizlik içinde ve bu durum sözgelimi İsrail'i daha da pervasızlaştırıyor.

2000'lerin çeyreğini doldururken, başka rüzgarlar da dolduruyor artık bizim yelkenlerimizi... Belki de gerçeklerle yüzleşiyoruz. Belki yeni insanlar ve yeni dillerle daha çok tanışıp daha çok konuşarak, insanlığın ihtiyacı olan adalet ve barış hakkında yeni fikirler elde edeceğiz...

Dikkat ederseniz; Sumud Filosu ile dünya yeni bir bileşkeyi tecrübe ediyor. Günümüzde bambaşka rüzgarlar esiyor. İnsanlık cephesi olarak adlandırılan bu cephe, dünyada vicdan taşıyan herkesi kendine çekiyor. Irk, dil, din ayrımı olmayan, her yaştan herkesi çağıran bir davet bu ve en önemlisi, sınırlar ötesi bir şekilde, gönüllülükle kuruluyor... Yumuşak güç anlayacağınız.

Bu yazımla, filodaki iki arkadaşıma Gülden Sönmez ve Ayçin Kantoğlu'na da selam vermek isterim. Tanıdığım kadarıyla gözü pek oluşlarında, vicdanlarıyla konuşan kadınlar oluşlarında, cesaretlerinde, İsrail'in soykırımına kafa tutuşlarında pek çok ortaklıkları var, yaşları da çok yakın birbirine, birisi hukukçu, birisi dil-bilimci... Çok farklı hayat hikayelerinden çıkıp, bir filoda birleşti kaderleri. İsrail'in Gazze'de işlediği insani suçları tüm dünyaya haykıran iki kadın onlar... Yanlarında herhangi savunma teçhizatları da yok, sadece insani yardım yüklü teknelerle, Gazze'ye doğru yola çıktılar. Her memleketten başka başka hikayeleri olan gönüllülerle aynı gemilere binerek... Bizlerin de dualarını taşıyorlar.

Sumud, tüm ezberleri bozan bir filo!

Yeni dünyanın habercisi gibi görüyorum onu, insanlığın kalbinden çıkmış bir gemi olduğu halde, sanki 'Nuh'un Gemisi' gibi geliyor bana. Soykırımı seyredişin kararttığı dünyada, kötülüğün üzerine yürüyen bir gemiler filosu, size de cennetten haberler taşıyor gibi gelmiyor mu

Bu arada hepimiz bu gemileri takip ediyoruz. Boykotlar toplumsallaşarak devam ediyor. İsrail, İsrail dışında da dikkatle takip ediliyor ve her seferinde suçüstü yakalanıp ya dışlanıyor ya da yasaklanıyor.