Çerçeve yasa hakkında yanlış bilinenler...

"Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" TBMM Genel Kurulu'nda görüşüldü, 467 kabul oyu ile milli iradenin temsilcileri tarafından oylandı, kabul edildi. Tarihi büyük bir onay kuşkusuz!

Sayın Bahçeli'nin çağrılarıyla başlayan, Sayın Erdoğan'ın devlet politikası haline taşıdığı ve Sayın Kurtulmuş'un TBMM Başkanı olarak uyguladığı ustalıklı mekik diplomasisi ile bugünlere gelindi.

Yasaya baştan beri sert tepkileri ile gündemde olan İYİ Parti, daha en başından Komisyon görüşmelerine katılmayarak, pasif bir muhalefeti tercih etmişti, tartışmalara, görüşmelere katılmamaları ve gerekli parlamenter mücadeleyi vermemeleri açısından konuşacak pek bir şeyleri de yok aslında. Sekiz ay kulağının üstüne yattıktan sonra, dokuz ayın ardından doğan çocuğun ismine karışmak elbette anlamsız... Zafer Partisi'nin de ciddi, elle tutulur bir muhalefeti olduğu söylenemez...

1- Peki çerçeve yasanın bu şekilde yüksek onayla geçişini, sadece muhalefetin eksikliğine mi bağlamak gerekir Hayır, toplumsal olarak uzun yıllardır teröre ödenen ağır can bedellerinin durmasını isteyen bir milletin izdüşümü olarak da görülmeli bu yasanın yüksek onaylı geçişi...

2- Şayet Mehmetçik bunca büyük bedeller ödemeseydi, terör örgütünün bu şekilde nefesi kesilemez ve bu silahlara veda anlaşması yapılamazdı. Kırk yıldır kan ağlıyoruz. Şehitlerimiz askerlerimizden, polislerimizden, öğretmenlerimizden geldikçe millet olarak kahroluyorduk. İnşallah bu yasa ve bu değerli adımlarla Türkiye'miz yürüyüşüne selametle devam edecektir.

3- Terör örgütünün silah bırakması sonucunu sadece örgüt açısından düşünmemek gerek. Hibrit savaşların kullanışlı birer parçası olarak kullanılan terör kartı da bu şekilde etkisiz hale gelecek... Yani hem Türkiye'de hem de bölgemizde, terör sona erecek...

4- Yalnız Cumhur ittifakı başta, bu yasanın çıkması için çaba sarf eden tüm partilerin yasayla ilgili ciddi bir halkla ilişkiler çalışması yapması gerekiyor. Çünkü gerek bu konunun Türkiye lehine sonuçlanmasını istemeyen çevreler, gerekse uzun yıllar boyu verdiğimiz şehitler ve gazilerimiz, elbette manevi bir sorumluluk olarak ortada duruyor. Bu bağlamda yasayı ve neler getireceğini hatta neleri de getirmeyeceğini açıklıkla anlatmak gerekiyor.

5- Bazı ortalık bulandırıcılarının dedikleri gibi bu yasa "Apo Yasası" değildir. Bu yasa Öcalan'a yeni bir statü de vaad etmemektedir. Ayrıca Kandil'de yönetici olan kadrolara af gelecek, hepsi siyaset yapacak diye bir şey de yok...