Geçtiğimiz Cumartesi günü, Hadımköy'deki Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi'nde çok önemli bir buluşma gerçekleşti. Ömrünü gök vatanın bağımsızlığına adamış, yılmak bilmez ve tüm engellere karşı mücadele etmeyi hayat felsefesi edinmiş bir akıncının hayatıydı anlatılan ve seyredilen...
Akıncılar, Osmanlı Cihan Devletinin sınır bölgelerinde, düşman ülkelerine akınlar, baskınlar tertipleyerek fetihlerde öncü rolü oynayan askeri birliklerdir. Bunlar sürekli talim üzere olup, fütüvvet ehlidirler. Serhat burçlarında gözlerini 'ila'yı kelimetullah' davasına dikmiş, hem yardan hem serden geçmeyi göze alan fedailerdir...
Bugün gök vatanı koruyan ve gözetleyen uçaklarımızın bu akıncı ruhuyla inşa edildiğini bilmek, özellikle gençlerimize bir yol haritası olmalıdır...
Efendim; hatırlayacak olursanız, 90'lardan 2016'lara kadarki süreçte; 'küreselleşme' tüm tartışmalarımızın, makalelerimizin ve ders notlarımızın ana konusuydu diyebiliriz. 2016'daki hain darbe teşebbüsünün milli irade şahlanışıyla birlikte püskürtülmesinin ardından, FETÖ kadroları devlet bünyesinden sökülerek, yeni bir defter açılmıştı hepimizin zihinlerinde. Bu arada kürenin yeniden şekillenmesiydi söz konusu olan. Tek kutuplu eski dünyanın yerini çok ve çeşitli kutuplu yeni zamanlara bırakmasıydı başlayan...
Gücünü silahlı kalkışmayı püskürterek daha da konsolide etmiş olan milli iradenin, siyasetteki yansıması ise, milli ve yerli vurgusu daha fazla pekişmiş- çelikleşmiş bir iktidardı. Hatta Cumhur İttifakı ve ardından hem iç siyasetin hem diplomasinin temel stratejilerinden olan mavi vatan, gök vatan, yeşil vatan, dağ vatan, siber vatan gibi kavramlar bile, politikaların nasıl sağlamlaştırıldığını gösterecek unsurlardandı... Küreselleşme dalgaları arasında çalkalanmak yerine, kürede sağlam şekilde yer alabilmek ve hatta gelecek yüzyılı Türkiye'nin asrı olarak hedeflemek, edilgen değil etkin bir ülke olarak kendi eksenini kendi belirleyen bir devlet olmak gibi, dirayetli kararlarla yola devam edildi...
Bu arada savunmanın milli hale gelmesi kadar, istihbarat, iç ve dış siyasetle de kompoze hale gelmesi, bir güvenlik koordinasyonunun sağlamlaştırılması söz konusuydu. Yunanistan'ın Ege Adaları ve Kıbrıs üzerinden ülkemizi adeta kuşatmaya azmeden ağır silahlandırma politikaları, İsrail ile birleşerek Doğu Akdeniz'de ali kıran baş kesen tavrı ile birleşince, bu ciddi kuşatmayı Türkiye elbette ve ancak milli savunma teknolojisinde atacağı dev adımlarla aşabilirdi.
Ne yazık ki bizde milli sanayi ve teknoloji tarihi dendiğinde akla gelen sadece ihanetler tablosuydu... Nuri Killigil'den, Vecihi Hürkuş'a, Şakir Zümre'ye, Nuri Demirağ'dan Özdemir Bayraktar'a uzanan bu milli teknoloji mücadelesi her zaman büyük engellerle karşılaşmıştı.
Yaşımız itibariyle bizler Özdemir Bayraktar ağabeyimize yetişmiş bir nesiliz. Rahmetli Hocamız Prof. Erbakan'ın da yakın yoldaşı ve Milli Görüş neferi olarak tanıdığımız Özdemir Bey, Erbakan'ın da milli teknoloji konusundaki ilham kaynağı olmuştur her zaman. Ardından Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın da yakın dava yoldaşı olan Özdemir ağabeyi, milli sanayi dendiğinde, harp teknolojisi dendiğinde, her zaman çalışkanlığı, mucitliği, bitip tükenmek bilmez umuduyla bilirdik. Aile dostumuzdu Allah rahmet eylesin.
Özdemir ağabey ve ailesiyle baş koydukları milli teknoloji hareketi sayesinde, teknoloji toplumsal bir farkındalık meselesi oldu şimdilerdeyse... Gençliğin rağbet ettiği bir saha oldu ve ülkemiz, bu konuda çok önemli mesafeler kat etti...

6