NATO, Ankara Zirvesi ve Yeni Rota...

NATO içinde çelişki, ABD-Avrupa arasındaki "itekleşme" ve yeni dünya aktörleri olma uğruna verilen mücadele, hâliyle ittifakın geleceğini tartışmaya açtı.

ABD Başkanı Trump'ın, "Erdoğan ve Türkiye olmasa zirveye katılmazdım" ifadesi bile açıkça ittifak içindeki reel durumu yansıtıyor.

Yine de konuya yeni dünya düzeni parametresinden bakmak durumundayız.

NATO, ittifak olarak kime karşı ve hedefi nedir sorusuna muhtemelen Ankara'da cevap arayışı olacaktır.

ABD ve AB arasındaki çelişki ve ayrışma ittifakı nasıl etkileyecek

Ankara Zirvesi, alyansın istikameti ve hedefleri konusunda muallak durumu ortadan kaldırmaya yetecek mi

Bu soruya cevap kolay değil.

Fakat Türkiye bu çıkmazdan çıkış yolu arıyor ve anlaşılan herkesin bu konuda ittifak sağladığı fikir şudur:

"Türkiye çözüm bulur."

Ortada gerçekten ciddi bir çıkmaz var.

Yeni dünya düzeni hakkında konuşuluyor; ancak henüz eskisi bitmedi. Eski bitmeden yeni kurulamaz.

Eski dünya işlevini kaybediyor. Türkiye bu çıkmaza da yol arıyor... Türkiye'nin diplomasi kapasitesinin bu çıkmazlardan yol bulmaya odaklı olduğu da açık.

ABD Başkanı, yeni küresel sistem için ABD'yi tek başına güç olarak taşımak istiyor.

Her dönemde olduğu gibi "Anglosakson İttifakı"nın ortak planları söz konusuydu. Yalnız şimdi durum farklı.

Evvela, "Anglosakson İttifakı" dediğimiz tanım geçerli mi

ABD ile Birleşik Krallık arasındaki çekişme gün yüzüne her geçen gün daha net çıkıyor.

Bu ayrışma bile bize NATO üzerinden "Nasıl bir gelecek olur" sorusuna odaklanmak gerektiğine işaret ediyor.

Evet, birçok konuda ABD ve İngiltere ortaklaşa hareket ediyor. Ancak bu, orta vade için de geçerli bir durum mu

İngiltere'nin satrançta Çin atına oynaması artık sır değil. Dolayısıyla ABD ile İngiltere arasındaki çelişkinin şekli ve özeti ortada.

Peki, NATO Zirvesi, ortada bunca soru varken nasıl ortak gelecek stratejisinde birleşir

Temel konulardaki ayrışma stratejileri etkilemez mi

Bunlar tabii cevap isteyen sorular.

Bu cevapları bilmeden "Sonuç nasıl olur" sorusu ortada kalır.

Avrupa kendi içinde "Patron kim" sorusuna cevap arıyor.

Afrika'da, Orta Doğu'da denklem dışı kalmamak için devreye giren Fransa ile Ukrayna konusunda baş finansör Almanya arasındaki çelişki gözden kaçmamalı. Üzerine Birleşik Krallık'ın tüm Avrupa'yı kendi gölgesinde tutma gayreti de unutulmamalı.

Böyle arayışlar içinde ortak hangi hedef NATO içindeki birliği korur

Türkiye'nin tavrı, kendine has siyaset inşası ve Erdoğan faktörü, bölge ve dünyanın geleceği açısından farklı projeksiyonların ortaya çıkmasına kapı açıyor.

Yani artık "hesaplaşmak" zorunda olan bir "ittifak" söz konusu.

Türkiye önemli ve belirleyici bir aktör. Ve artık Batı'nın dayattığı gibi Avrupa'ya muhtaçlığı da yok. Fakat yine de Türkiye nizamsız bir dünya istemiyor ve çözüm üretmek için sorunlara ışık tutuyor.