Modern futbolun başı 'kapanan' takımlarla dertte

Bölgemiz yangın yeriyken, füzeler havada uçuşurken biraz gündem dışına çıkıp futboldan bahsedeyim dedim. Gerçi futbol bizim için her zaman ana odak noktası... Eşim bu sporun hastası. Bıraksan bütün gün oturup maç izler. Bizim özel günlerimizi hatırlamaz ama Roma'nın ilk 11'ini sayabilir! Ben Beşiktaşlıyım, o fanatik Fenerbahçeli... Birlikte Beşiktaş-Galatasaray derbisini seyrediyorduk. Galatasaray'ın 10 kişi kalmasına rağmen neden yenemediğimizden girip modern futbolun içinde bulunduğu 'savunma duvarı' krize kadar anlattı. Sonra bana bahsettiklerini size aktarmamı istedi. Onun söylediklerini paylaşıyorum:

KOŞ KOŞ KOŞ...

Son yıllarda futbol artık atletizme döndü. Sadece küçük kulüpler değil, büyük takımlar da bu şekilde yapılanıyor. Fenerbahçe, sezon öncesi Jose Mourinho'nun isteği doğrultusunda bu tarzda oyuncular aldı. Beşiktaş da devre arası buna döndü, elindeki en büyük yetenek olan Rafa Silva'yı kaybetti. Hızın ve gücün ön plana çıkması ile o saf yetenekler sahalardan kayboldu. 'Kilit açıcı'ların göz ardı edilmesiyle beraber kapanan takımlar bir baş belasına dönüştü. Ara pasları yok, ince işçilik yok... Ani ataklara göre kurulan takımlar, boşluk bulamayıp rakip sahaya yerleştiğinde ne yapacağını tam anlamıyla bilmiyor. Oysa topu 'beyinleriyle' oynayan oyuncular, 90 dakika görünmez 90+1'de sahneye çıkar ve maçı kazandırırdı.

PEP'İN FELSEFESİ ÇÖKÜYOR

Bugün baktığımızda 'tiki-taka'nın şahı Pep Guardiola'nın Manchester City'si bu dönüme ayak uydurmak zorunda kaldı. 'Ayağı temiz' kanatlar yerine Antoine Semenyo ve Jeremy Doku gibi 'jetleri' tercih etmeye başladı. Topu sadece rakip sahada oynayan, sete yerleşip sürekli pas yapan takım sayısı ise bir hayli azaldı; Arsenal, Bayern Münih, Barselona… Birebirde etkili olan bu isimler, kaleye '