'Dünyayı ABD yönetiyor' algısı çöktü
Trump Nobel'i istedi, İran'a karşı 'mutlak zafer' kaybetti—peki bu dönüşüm gerçekten global güç dengesini yeniden mi şekillendirdi?
Yazara göre ABD-İsrail ittifakı İran karşısında stratejik başarısızlığa uğradı ve Avrupa müttefikler desteği çekmedi; bu durum, dünyanın tek bir güç tarafından yönetilmesinin mümkün olmadığını kanıtladığını iddia ediyor. Ancak yazının İran'ın 'mutlak zaferi' vurgusu, çatışmanın fiilen sonlanmadığı bir dönemde iyimser bir senaryo sunuyor—gerçekten de bu savaş İran'ın lehine kaymış mı, yoksa yazı geçici askeri başarıları kalıcı jeopolitik üstünlükle mi karıştırıyor?
ABD/İsrail ve İran savaşında bir ayı geride bıraktık. Yaşanılanları kısa bir özet geçelim.
- 48 saatte devrilir denilen rejim devrilmedi. Birçok liderlerini kaybetmesine rağmen planlar tutmadı. Hatta Ali Hamaney öldürüldü, halk daha da kenetlendi.
- İran, sadece İsrail ve Orta Doğu'daki ABD üsleriyle kalmayıp Körfez ülkelerini de vurdu. Bu strateji karşı tarafı bile şoke etti. ABD Başkanı Donald Trump "Bunu beklemiyorduk" diyerek şaşkınlığını dile getirdi.
- Tahran en büyük kozlarından bir olan Hürmüz Boğazı'nı kapatarak hem Washington'u hem de Avrupa'yı zor duruma düşürdü. Dünyanın her yerinde akaryakıt ve sigorta fiyatları fırladı. ABD borsasından milyarlarca dolar uçtu.
- İran, üslerdeki ABD uçaklarına büyük hasar verdi. Ardından havadakileri de düşürmeye başladı. Beyaz Saray başarı sağlanamayınca kara harekâtını ciddi ciddi düşünüyor.
Gelelim İsrail tarafına:
- Netanyahu savaş bütçesini onaylatabilmek için Ben-Gvir gibi aşırı sağcı bakanlara diz çöktü ve Filistinlilere idam yasası geçti. Gazze'de iki yıldır süren katliamlar ile bütün dünyanın nefretini kazanan İsrail, bu kararla uluslararası arenada daha da kaybedecek.
- İşgal Lübnan'a doğru genişletildi. Ancak Hamas'tan daha teçhizatlı olan Hizbullah karşısında ağır kayıplar verildi. 20'den fazla Merkava artık hurdalıkta, ölüler, yaralılar...
- Demir Kubbe yorgun düştü. Füzeler bir bir isabet alıyor. İsrail'in en kritik noktaları vuruldu. Petrokimya tesisleri, petrol rafinerileri, havaalanları, limanlar...
- Sosyal hayat çöktü. İsrail halkı II. Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk defa bu kadar korku içinde. Günler sığınaklarda geçiyor. Buna ne kadar dayanabileceklerini göreceğiz.
Şimdi garp cephesine bakalım:
- Amerika'nın en büyük müttefiki İngiltere. Trump defalarca dostlarından destek talep etse de istediğini bir türlü alamadı. İngilizler savaşa katılmadığı gibi ABD ve İsrail için gidişatı değiştirecek hamlede dahi bulunmadı. Hâl böyle ki Trump defalarca "Hürmüz'ü açmak için savaş gemisi bile yollamıyorlar. Önerdikleri gemi ise bizimkilerin yanında oyuncak gibi" sözleriyle sitem etti.
- ABD, Fransa, Almanya, İspanya'dan da istediğini alamadı. Hatta Pedro Sanchez bu savaşa en dik duran liderlerden biri oldu. ABD Başkanı defalarca tehdit etse de boyun eğmedi. Macron da aynı şekilde diz çökmedi. Durum o kadar kötü ki Trump "Hâlâ karısından yediği yumruğun etkisinde" diyerek, Fransız lideri bel altından vurmaya çalıştı.
- En vahim tablo ise şu olabilir: Polonya, ABD'nin kendi ürettiği Patriot füzelerini ABD'ye vermeyi kabul etmedi. "Bize lazım" cevabıyla hava savunma sistemlerini Orta Doğu'ya yollamadı. Ayrıca İsrail'in İran'a yönelik kara harekâtına katılamayacağını bildirmesi de diğer bir gülünç tablo.

7