Geçen hafta Kurumsal İlişkiler Enstitüsü ile PwC'nin düzenlediği buluşmada konuşan SOCAR Türkiye CEO'su Elchin Ibadov, enerji sektörünün içinden geçtiği belirsizlik dönemine dair dikkat çekici bir çerçeve çizdi. Aslında anlattıkları yalnızca petrolü, gazı ya da rafinerileri değil; yeni dünyanın nasıl şekillendiğini de anlatıyordu.
Ibadov, PwC Türkiye Ülke Kıdemli Ortağı Cenk Ulu ve Enstitü Başkanı Devrim Çubukcu'nun sorularını yanıtladı. Oturumun başlığı "Enerji Gündemindeki Son Gelişmeler"di. Belirsizliğin zirve yaptığı bu döneme ışık tutmaya çalıştı. Enerji dönüşümünden bölgesel tedarik zincirlerinin durumuna kadar farklı alanlardaki trendleri aktardı.
Bugün dünyada enerji dönüşümü için her yıl 3,3 trilyon dolarlık yatırım yapılıyor. Bunun 2,2 trilyon doları yenilenebilir temiz enerjiye giderken, 1,1 trilyon dolarlık bölüm karbon bazlı enerjiye akıyor. Bu tablo bize şunu söylüyor:
Geçiş başladı ama fosil yakıtlar henüz sahneden çekilmiş değil. Uzun bir süre daha çekilmeyecek gibi duruyor.
Ibadov'un en çarpıcı benzetmelerinden biri ham petrol için yaptığı tanımdı. "Ham petrol koyun gibidir; etinden, sütünden, yününden faydalanılır." Gerçekten de petrol artık yalnızca yakıt değil. Petrokimya üzerinden hayatın her alanına nüfuz etmiş durumda. Eskiden "insan vücudu dışındaki her şeyde petrol türevleri var" denirdi; Ibadov'un da dediği gibi bugün tıptan gıda ambalajına kadar insan bedeninin içinde bile petrokimya bulunuyor.
Tam da bu nedenle Ibadov, geleceğin yalnızca elektrikte değil, petrokimyada da şekilleneceğini savunuyor. Dünyada 700 rafineri ve 3 bin petrokimya tesisi faaliyet gösteriyor. Ancak bunların yalnızca yaklaşık 200'ü entegre yapıda çalışıyor. Gördüğüm kadarıyla SOCAR'ın stratejisi de bu noktada odaklanıyor. Rafineriyi petrokimya ile daha güçlü bağlamak istiyor. Çünkü bugün rafinerilerde üretimin yaklaşık yüzde 70'i akaryakıta, yüzde 20'si petrokimya ürünlerine gidiyor. Oysa gelecekte katma değeri yüksek alan petrokimya olacak.
Ana trendlerden biri de elektrik enerjisi talebindeki artış. Daha doğrusu enerji talebini artıran yeni dinamikler var. Ibadov bu dinamiklere dikkat çekiyor. Yapay zeka ve veri merkezleri devasa elektrik tüketiyor. Elektrikli araçlar, deniz suyu arıtma tesisleri ve Afrika'da hızla artan klima kullanımı da enerji iştahını büyütüyor. Enerji dönüşümü yaşanırken dünyanın aynı anda daha fazla enerji tüketmesi, çağın en büyük ve yönetilmesi en elzem olan paradokslarından biri.
Jeopolitik parçalanma ise yeni dönemin başka bir gerçeği. Sermaye artık daha seçici davranıyor; en yüksek getiriyi sunan projelere yöneliyor. Bu nedenle enerji projelerinde yalnızca stratejik önem yetmiyor, finansal "bankability" de gerekiyor. Yani projeler banka ve sermaye piyasalarından finansman bulabilir olmalı.

25