Bir şirketin sanatla ilişkisi, bir konser salonunun kapısında başlar ama orada bitmez. Sponsor olunan bir sergi, desteklenen bir orkestra ya da düzenlenen bir konser ilk bakışta şirketin sosyal sorumluluk hanesine yazılır. Oysa iyi tasarlanmış sanat destekleri, bundan çok daha fazlasını yapabilir. Kültür üretimine katkıda bulunur, genç yeteneklerin önünü açar, toplumun farklı kesimlerini aynı mekanda buluşturur ve şirketin değerleriyle toplum arasında bağ kurar.
22 Ağustos akşamı Bodrum Antik Tiyatro'da izlediğimiz Limak Filarmoni Orkestrası konseri bunun iyi örneklerinden biriydi. 2 bin 500 yıllık tiyatronun atmosferinde tenor Murat Karahan, soprano Tamara Radjenovic ve şef Darko Butorac yönetimindeki orkestra sahnedeydi. Puccini'den Verdi'ye, Morricone'den Sezen Aksu'ya uzanan repertuvar, klasik müziği daha geniş bir dinleyici kitlesiyle buluşturdu. Fakat gecenin asıl dikkat çekici tarafı, müziğin sahneden sonra nereye gideceğiydi.
Konserden eğitime
Konserin bilet gelirlerinin tamamı, Limak Vakfı'nın 11 yıldır yürüttüğü Türkiye'nin Mühendis Kızları programına aktarılacak. Sanat burada yalnızca tüketilen bir kültür ürünü olmakta çıkıp başka bir alanda fırsat yaratmanın aracına dönüşüyor.
Limak Şirketler Grubu ve Limak Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, şirketin 50'nci yılını kutlamanın yanı sıra geleceğe değer taşıyacak projeleri çoğaltmak için bir fırsat olarak gördüklerini belirtiyor. 2015'te başlayan Türkiye'nin Mühendis Kızları programı bugün sınırları aşmış durumda. Global Engineer Girls adıyla Türkiye'nin yanı sıra Kosova, Kuzey Makedonya, Suudi Arabistan, İspanya, İngiltere, Fildişi Sahili ve Mozambik'te genç kadınların eğitim ve kariyerlerine destek veriyor. Program bursun yanı sıra mentorluk, dil eğitimi, sertifika ve staj olanakları sunuyor. Bu noktada sanat desteğinin anlamı değişiyor. Bir konser bileti, bir genç kadının mühendislik eğitimine katkı sağlayabiliyor.
Yalnızca itibar değil
Şirketlerin sanat destekleri zaman zaman yalnızca kurumsal itibar aracı olarak görülüyor. Elbette sanatla yan yana durmak şirketlere prestij ve görünürlük kazandırabilir. Ancak kalıcı sanat projeleri bundan daha güçlü bir ilişki kurabilir. Şirketin faaliyet alanıyla desteklediği sanat ve sosyal projeler arasında anlamlı bir bağ kurulabiliyorsa, ortaya daha güçlü bir kurumsal vatandaşlık tablosu çıkıyor. Limak örneğinde mühendislik, kadınların iş hayatına katılımı ve eğitim konusu şirketin insan kaynağı ihtiyacıyla da örtüşüyor. Sanat ise bu mesajı daha geniş bir topluma ulaştıran ortak bir dil işlevi görüyor.
Uzun soluklu destek gerek
Türkiye'de sanat alanında uzun soluklu destek veren pek çok şirket ve grup bulunuyor. Bu destekler sponsorlukların ötesine geçerek müze ve sanat merkezi kurmaktan koleksiyon oluşturmaya, festivalleri desteklemekten genç sanatçılara üretim imkanı sunmaya kadar uzanıyor.
Sabancı Topluluğu Sakıp Sabancı Müzesi ve Sabancı Vakfı, Koç Topluluğu Arter, Meşher ve İstanbul Bienali, Borusan Grubu Borusan Contemporary, Borusan Müzik Evi ve Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, Eczacıbaşı İstanbul Modern, Yapı Kredi Yapı Kredi Kültür Sanat, Garanti BBVA SALT ve Akbank ise Akbank Sanat ile Akbank Caz Festivali üzerinden kültür-sanat hayatına kalıcı katkılar sağlıyor. Türkiye İş Bankası'nın İş Sanat çatısı altında konserden tiyatroya, şiirden çocuk etkinliklerine uzanan programları da sanatın daha geniş kitlelere ulaşmasına katkıda bulunuyor.

24