'İki el gibi'

Ortaklık zor iştir. İş dünyası sürdürülemeyen ortaklıkların hikayeleri ile doludur. Hatta bu hikayelerin bazılarının aktörleri kardeşlerdir. Ancak başarılı örnekler de var. Bunlardan biri de Süleyman Kamil Yazıcı ile İzzet Özilhan'ın 1950'de başlayan ortaklıklarının hikayesidir.

Türkiye'de ortaklık kültürünün kolay kök salmadığı bir dönemde ortaya çıkan bu ortaklık güven ve denge üzerine inşa edilmiş örnek bir modeldir. Bu hikaye Cumhuriyet Türkiye'sinin iş dünyasındaki dikkat çekici başarılarından birini doğurdu.

Ortaklığın mimarlarından İzzet Özilhan 2014 yılında vefat etti. Kamil Yazıcı'yı ise geçen hafta kaybettik.

1929'da Nevşehir'de doğan Yazıcı, 14 yaşında babasının bakkal dükkanında ticarete atıldı. 18 yaşında şehir şehir dolaşarak toptan alımlar yaptı; İstanbul'da askerliğini yaparken tanıştığı Özilhan ile Tahtakale'de küçük bir toptancı dükkanı açarak yola çıktılar. Oyuncak, hırdavat ve kırtasiye satışıyla başlayan serüven; önce ithalat ve ardından sanayicilikle büyüdü. Skoda pick-up ve Jawa motosiklet montajı ile otomotiv sektörüne adım attılar.

1960'ların sonunda kurumsallaşan yapı bugün 20 ülkede faaliyet gösteren dev bir gruba dönüştü. Benim de 5 yıl süreyle mensubu olduğum Anadolu Grubu bira, meşrubat, perakende, tarım, otomotiv, kırtasiye, enerji ve sağlık olmak üzere 8 sektörde 80'i aşkın şirket ve yaklaşık 100 bin çalışanıyla Türkiye ekonomisinin itici güçlerinden biri oldu.

Bu tür büyümelerde doğru zamanda yapılmış doğru ortaklıklar her zaman etkili olur. Nitekim Anadolu Grubu'nun öyküsünde böyle oldu. The Coca-Cola Company, AB InBev, Faber-Castell, Isuzu ve Johns Hopkins Medicine gibi dünya markalarıyla kurulan iş birlikleri, yalnızca sermaye değil aynı zamanda bilgi ve yönetim kültürü de kazandırdı.

Ancak bu hikayenin asıl ayırt edici yönü "ortak akıl" anlayışıdır.

Yazıcı'nın ifadesiyle, "Ortaklıkları yaşatmak zordur; denge ve sabır gerekir." Kararlar birlikte alındı, farklılıklar çatışma değil tamamlayıcılık olarak görüldü. Kamil Yazıcı daha sosyal ve dış ilişkilerde etkin bir rol üstlenirken, İzzet Özilhan operasyonel süreçlere odaklandı. Bu denge zamanla grubun kurumsal değerine dönüştü.