Bu siyah kuğu değil, gri gergedan

Önceki gün ABD ve İsrail İran'a saldırdığı sırada CNBC-e Londra Temsilcisi Berfu Güven'in konuğu, Londra merkezli düşünce kuruluşu Royal United Services Institute analisti Dr. Burcu Özçelik'ti. Berfu, Özçelik'e "Saldırı sizin için bir siyah kuğu muydu" diye sordu. Özçelik'in cevabı netti: "Hayır. İran'a saldırının olacağını, hatta Hamaney'in hedef alınacağını bekliyordum" dedi.

Bence doğru soru ve doğru yanıttı. Bugün yaşadığımız jeopolitik tablo kesinlikle bir siyah kuğu değil. Daha çok herkesin uzaktan gördüğü ama çarpacağına inanmak istemediği bir gri gergedandı. Şu anda hiçbir belirti vermeyen, yani gerçekleşme ihtimalleri çok düşük olan ama gerçekleştiklerinde muazzam bir etki yaratacak olan olaylara 'siyah kuğu' diyoruz. Oysa gerçekleşme olasılığı yüksek ve gerçekleştiğinde yüksek etki yapacak olan ancak ihmal edilmiş bazı riskler bizi bekliyor. Bunlara ise 'gri gergedan' diyoruz. ABD-İran savaşı da birçoğumuz tarafından öngörülmüş ama ihmal edilmiş bir gelişmeydi. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısıyla başlayan süreç, sadece askeri değil, ekonomik olarak da uzun süre hissedilecek bir kırılma yaratma potansiyeline sahip.

Savaş ne kadar sürer

Piyasalarda ilk reaksiyon Berfu'nun da tarif ettiği gibiydi Yani "Hava bozuldu ama panik yok." Ancak asıl mesele fiyatların bugünkü seviyesi değil; savaşın ne kadar süreceği. Piyasaların şu an yaptığı da kısa sürecek bir savaşı fiyatlamak. ABD Başkanı Donald Trump dört-beş haftalık bir takvimden söz ediyor. Ancak ikinci defa başkan seçildiğinden bu yana Trump'ın öngörülerinin çoğunun gerçekleşmediğini hatırlamakta fayda var. Öte yandan İran ise çatışmayı hızlı biçimde Körfez'e ve Ortadoğu'ya taşıdı ama düşük tempoyla ilerliyor. Bu noktada İran Dışişleri'nin "uzun sürecek bir savaşa hazırız" mesajı önemli. İran sekiz yıl süren kanlı bir Irak savaşını yaşamış, yaptırımlar altında ayakta kalmayı öğrenmiş bir ülke. Dolayısıyla birkaç haftada bitecek bir operasyon varsayımı fazlasıyla iyimser olabilir.

Hürmüz kartı

Bu noktada en kritik spot Hürmüz Boğazı. İran ilk başta hemen bu kartı kullanmamıştı. Belirsizliği korumayı tercih ettiği şeklinde yorumlandı. Ama dün bu yazı yazıldığı sırada Hürmüz'den geçecek olan tankerlere ateş açacağını duyurmuştu. Bu tehdit ne kadar ciddi henüz belli değildi. Ancak bu kartın gerçekten kullanılması oyunun kurallarını değiştirir. Çünkü TV tartışma programları sayesinde artık hepimizin ezberlediği gibi, küresel petrol arzının yaklaşık beşte biri bu dar geçitten akıyor. Çin ve Hindistan başta olmak üzere pek çok ekonomi buradan geçip gelen petrol ve LNG ile dönüyor. Tankerlere yönelik tek tük saldırılar bile sigorta maliyetlerini yükseltiyor, sevkiyatı yavaşlatıyor ve fiyatları yukarı itiyor. Petrolün 80 dolar civarında kalması mümkün ama altyapıya darbe gelirse 100 dolar senaryosu masada öne çıkar.

En büyük etkiyi hiç şüphesiz Asya görür. Güney Asya ülkeleri en kırılgan grup olarak öne çıkıyor. Dün CNBC'de yer alan bir habere göre Pakistan LNG'sinin yüzde 99'unu, Bangladeş yüzde 72'sini, Hindistan yüzde 53'ünü Katar ve BAE'den alıyormuş. Hindistan ayrıca petrol ithalatının yaklaşık yüzde 60'ını Orta Doğu'dan karşılıyor. Bu da hem enerji faturasını hem cari açığı büyütecek çift yönlü bir baskı yaratır.

Doğu Asya'da Çin petrolünün yaklaşık yüzde 40'ını Hürmüz üzerinden taşıyor ancak yüksek stokları kısa vadede tampon olabileceği belirtiliyor. Buna karşılık Japonya ve Güney Kore petrol ithalatında Orta Doğu'ya sırasıyla yüzde 75 ve yüzde 70 oranında bağımlı. Güneydoğu Asya'da ise özellikle Tayland, yüksek net petrol ithalatı nedeniyle fiyat artışlarından en hızlı etkilenecek ekonomiler arasında. Özetle en sert darbe Güney Asya'ya gelirken, enerji ithalatçısı büyük Asya ekonomilerinde de ciddi fiyat ve cari denge baskısı oluşur.