AKP iktidarı siyasette el yükseltti. Şimdiye kadar muhalefete yöneltilen baskılar istenen sonucu vermedi. Muhalefette konumlanmış seçmenin kararına etki etmedi. Şimdi yöntemlere yenileri eklendi. Üsküdar'da başlayan, Adalar Belediyesi'nde boyutlanan yerel yönetimleri seçimsiz ele geçirme operasyonu İzmir'e uzandı.
Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına mahkeme kararıyla getirilmesinin ardından kurulan YENİ Parti, seçime kadar hep cenderede tutulmaya çalışılacak. Öyle anlaşılıyor. AKP-Erdoğan iktidarının sürdürülmesi yolunda garip durumlar da oluşmuyor değil. Örneğin genel başkanlığı kaybetmeden önce Kılıçdaroğlu'nun Cemil Tugay'ı bir daha aday göstermeyeceği biliniyordu. Kadere bakın ki ikisinin de yeni görevleri AKP tarafından, AKP iktidarının sürdürülmesi yönünde belirlendi. Kılıçdaroğlu'nun genel seçim öncesi ortaklarından biri, AKP'ye milletvekili transferlerinde, "Onu alma, bunu al" diye danışmanlık yapıyor. Ama ortakları, Cemil Tugay konusundaki Kılıçdaroğlu'nun fikrini sormamışlar sanki...
Dağıtmadan konumuza dönersek... Ülkedeki İslamcı yapıların çatısı olarak kurulan AKP, artık boyut değiştirmiş durumda. Her renkten, farklı büyüklüklerde siyasi ortağını kapsıyor artık. Sosyalisti, İslamcısı, milliyetçisi, Kürtçüsü... eşit çeşit.
Hepsinin ortak hedefi belli: AKP iktidarını sürdürmek.
Bu uğurda ortak bir söylem de geliştirilmiş durumda: Türkiye'yi YENİ Parti yönetemez. Şimdiki aşama halkın, seçmenin zihnine bu düşünceyi yerleştirmek, bu düşünceyi kabul ettirmek. Örneğin bazı "sosyalistlerin" bu fikri cansiperane savunmaları karşısında küçük dilinizi yutabilirsiniz.
Devam edelim. TBMM'nin açılmasıyla birlikte siyasi liderlerden yeni söylemler gelmeye başladı. Bahçeli'nin "Yürütmede AKP, yasamada MHP" çıkışı örneğin. Bu yaklaşım, MHP'nin Cumhur iktidarının yasa yapma gücündeki kritik rolünü anımsatması açısından önemli. Eğer yapılacaksa, Öcalan ile yürütülen müzakere çerçevesinin yasal-anayasal boyutları açısından daha önemli. Seçim sonrasına ilişkin bir beklenti için henüz erken.

9