Siyaset hırsının sınırı

Siyasetçilerin, siyaset için yapamayacağı bir şey var mı

Türkiye'deki güncel gelişmelere bakınca bu soruya yanıt bulmak zor değil. Güncel gelişmeleri izlemek yeterli. Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'ye yargı kararıyla genel başkan atanmasının kendi partileriyle bir ilgisinin olmadığını iddia ediyor. Sonra keyifle sıralıyor sözlerini: "

Siyasi parti değil, sanki dövüş kulübü. Şu anda CHP'nin içinde bir çatışma, bir ayrışma var... Birbirlerine tuzak kurdular, kuyularını kazdılar, bizzat kendi elleriyle, kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var... CHP içindeki dış mihraklardan kurtulmalı."

İktidar için bundan daha iyi bir manzara herhalde düşünülemezdi. Ancak bu eleştirilere yalnızca seçilmiş CHP lideri Özel yanıt veriyor. Mahkeme kararıyla atanan Kılıçdaroğlu bunları hiç umursamıyor. Ama suçlamalar yalnızca Özel'i değil, şu an CHP'li kim varsa hepsini hedef alıyor.

CHP'de dış mihrak olduğunu düşünüyor mu, bir koltuk kavgasına mı girişti, parti dövüş kulübüne mi dönüştü, Kılıçdaroğlu bunlara yanıt verir mi bilinmez ancak susmak, karşı çıkmak anlamına gelmiyor...

Bir diğer konu partinin içeriden eksiltilmesi... CHP'den ihraçlar ve il başkanlarının görevden alınması partililerin canını sıkıyor. CHP tabanının üzüntüsünü burada anlatmaya gerek var mı İktidarı öven yayınlarıyla bilinen gazetelerden biri, örgüt budamalarını sevinçle haber yapıyor. "Özelci başkanların yarısı gitti" başlıklı haber iktidarın memnuniyetini ortaya koyuyor:

"Butlan kararından sonra başlayan görevden almalar, partide şimdiye kadarki en kapsamlı revizyon oldu. Özel'e destek açıklaması yapan 76 il başkanının 36'sı görevden alındı."

Şimdi kritik iki tarihe dikkat çekelim. Hani kim dikkate alır bilemeyiz ama içinde bulunduğumuz temmuz ayının 20 ve 24'ü CHP açısından çok önemli. İlki, adli tatilin başlaması, ikincisi CHP'nin kabul edilen son kurultayının üzerinden 6 yıllık sürenin geçmesi ve dolması. Kılıçdaroğlu yönetimi bir türlü YSK'ye, mevcut "tedbir" kararı çerçevesinde 6 yılın da dolmasıyla seçime girememe riski olup olmadığını niye sormuyor Temmuzun 24'ünden sonra bu soruyu sormanın zaten anlamı kalmayacak. YSK'nin bağlayıcı bir karar vermesi mi istenmiyor Bir şekilde Özel partinin başına dönerse iktidarın eline, CHP'yi seçime sokmama konusunda bir koz daha geçsin mi isteniyor