Yazımızın başlığını garipseyenler olabilir. Açıklayalım...
Ankara'da salı günleri siyaset açısından önemlidir. Genellikle parti liderleri gelişmeler karşısında kendi duruşlarını belirler, beklentilerini anlatırlar grup toplantılarında... Bu uygulama zaman zaman "siyasetin salı gününe sıkıştırılması" şeklinde eleştirilir. Salı günleri genellikle ilk konuşan MHP lideri Bahçeli olur. CHP ve DEM grupları daha sonra yapılır. İYİ Parti ve AKP grupları çarşambaya kalır.
ok taraftan sıkışmış bir iktidarla yönetiliyoruz. Cumhur iktidarının siyaseten lehine çevirmeye çalıştığı konulardan birisi PKK lideri Öcalan'la yürütülen müzakere ve kendisine verilmesi istenen "statü" tartışması...
Salı günü liderler bu konuda bilinen tavırlarını yinelediler. Bahçeli "barış süreci ve silahsızlanma koordinatörlüğü" önerdi. Bizce daha önemli vurgusu ciddiyet konusundaydı. Bahçeli, "Türkiye'nin iç siyaseti ve terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz. Türkiye'yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye'yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister" dedi. Bizce konuşmanın en önemli vurgularından biri buydu. Bu sözlerin hedefi iktidar ortakları ya da bazı muhalefet partileri olabilir. Ancak CHP olamaz. ünkü aynı gün Özel bu konuda, "Terörsüz Türkiye bir rekabet alanı değildir. Bir husumet alanı olamaz. Bir muhalefet alanı olarak da görmüyoruz. Bu mesele hepimiz için tarihi bir sorumluluk alanıdır" diye konuştu. Özel, Bahçeli'nin de dikkat çektiği, Türkiye'yi yönetme iddiasını bu tutumuyla da ortaya koymuş oldu.
Türk siyasetinin yapısı nedeniyle CHP olmadan bu sürecin yürütülemeyeceğini herkes biliyor. Türk siyaseti bu noktada CHP'ye muhtaçtır. Tersi durum siyasetin zorluk seviyesini çok yükseltir. Birazcık siyaset bilen bunu kabul eder. Ancak CHP'nin fiilen kapatılması, felç edilmesi, lime lime edilmesi için iktidar kaynaklı bir de kampanya yürütülüyor. Tüm saldırılara karşın CHP bilinen tavrından vazgeçmezken parçalanmış CHP'nin hangi parçasının ne tepki vereceğini kim bilebilir Olası bir "butlan" kararıyla "Bu konu muhalefet alanı değildir" tavrının özneleri ve zemini bizzat iktidar tarafından ortadan kaldırılmış olmayacak mıdır CHP'yi parçaladığınız an bu sürecin biteceği açık. İktidarın sıkışıklığı ortada. İktidara göre CHP parçalanmazsa seçimi kazanamıyor. Ancak CHP'nin istenildiği şekilde parçalandığı bir ortamda "çözüm süreci"nin nasıl yürütüleceği, bir ayağı kırılmış bir siyasetin nasıl yürüyeceğini pek sorgulayan yok. Senaryolara göre parçalanmış CHP içinden çıkan bir grup, pekala Öcalan'la yürütülen müzakerelere karşı çıkar, bu yaklaşım tabanda ilgi görürse ne yapacaksınız Öcalan ile müzakereye CHP tabanının nasıl yaklaştığını bilmeyen var mı Bu nokta iktidarın hem çıkmazı hem de samimiyet testidir. Şimdi soralım: Terörsüz Türkiye'yi kim istemiyor

5