Çaresizliğin yaptırabilecekleri

Cumhur iktidarı ve AKP, kötü bir sınav veriyor, kötü bir siyasi mühendislik yapıyor. İktidarının son iki yılında, kaybettiği yerel seçimler nedeniyle hem kendi içinde bocalıyor hem ülke yönetiminde. Genel seçimlere doğru zaman daraldıkça panik gelişiyor. İl, ilçe kadrolarında atalet var. Toplumla ilişkileri zayıflamış, AKP'nin tarihi boyunca oransal olarak en alt düzeye inmiş durumda. AKP kadroları durumun temel sorumlusu olarak ekonomiyi görüyor. Bir çaba içinde değiller çünkü sokakta tepkiyle karşılanıyorlar.

İl ve ilçe teşkilatları, genel merkezin beklentilerini karşılamıyor. Sürekli bu kadroların değiştirilmesi yönündeki beklenti ve istekler de bundan kaynaklanıyor. Ancak durum farklı ve AKP'li il, ilçe kadrolarının çok fazla yapabileceği bir şey yok. AKP Genel Merkez yönetiminin biat bağlamında belirlediği profil ile siyasi çalışma bağlamındaki beklentileri bir türlü örtüşmüyor. Tam biat eden kadroların sahadaki başarısı beklentileri karşılamıyor. Kadrolarının yetenekli olması değil, birinci öncelik parti üst yönetimine sorgulamadan itaat etmek. Açık açık bu tespit yapılabilir. Liyakat değil itaat-biat ön plana çıkmış durumda.

Bunun yanına AKP'li kadroların uzun süreli iktidar nedeniyle defalarca değişmesini ekleyin. Partide artık çok sayıda eski il, ilçe başkanı var. Bir kısmı aktif siyasetin de dışında kalmış. Bir heyecan kalmamış ya da zayıf. Ulaşılan ekonomik konumlar, siyasete ilgisizliği getirmiş. Kazanma isteği, arzusu zayıflamış. Hâlâ en büyük motivasyon kaynakları Erdoğan. Siyasi çalışmalarını Erdoğan'ın üzülmemesi üzerine kurmuş durumdalar. Her türlü olumsuzluğu Erdoğan'ın çözeceği, her türlü yetersizliği Erdoğan'ın aşacağı beklentisi içindeler. CHP'ye yönelik yargı kararlarını bir kısmı açıktan, bir kısmı kısık sesle de olsa onaylamıyor. "Bu uygulamalar ya geri teperse" şeklindeki sorulara, etkili bürokratından il ve ilçe kadrolarına, hatta milletvekillerine kadar herkesin sığınacağı nokta tek:

"Reis'in bir bildiği vardır."

Ekonomik bunalım nedeniyle parti içinde başlayan sorgulama, yakınmalara karşı çeşitli önlemler geliştirilmeye çalışılıyor. Bunlardan biri, düşük ücretle de olsa bir şekilde partililerin kamuda işçi, sözleşmeli gibi kadrolara yerleştirilmesi geliyor. Bazı bakanlıklarda bu nedenle personel yığılması yaşandığı bile söyleniyor. Bir de propaganda olarak tabana yönelik söylem de geliştirilmiş:

"Savaş çıkmasaydı şu anda ekonomide her şey mükemmel olacaktı."

Üretilen bu söylem ve ara çözümler, AKP tabanının tamamını partiye bağlı tutamıyor. Bir bölümü kopmuş. Bir kısmının kafası karışık. Bir partilinin deyimi ile "Partide kalmak için olumlu bir neden arıyorlar". Ancak bir kesim halen AKP'ye sadık seçmen pozisyonunda.