Papa'yı bulmak!

Geldi.

Gezdi, dolaştı.

Görüştü, konuştu.

Papa'nın Türkiye ziyareti üzerine söylenmeyen söz kalmadı.

İznik'ten yansıyan görüntüler...

Semboller...

Mesajlar...

Kıyafetler...

Ritüeller...

Baktım.

Herkes bir yerinden tutup yorum, analiz, tepki, eleştiri ortaya koydu.

Biri de çıkıp "İznik dinci gericiliğin, irticanın merkezi olamaz, Türkiye laiktir laik kalacak, yobazlar Vatikan'a" demedi.

Neyse...

Özellikle "rahatsız olmak için" İznik'te olan biteni baştan sona izledim.

Nasıl

İşkillenmek için tam konsantrasyon ile "ne anlatıyorlar, bu iş bize nasıl bir zarar verebilir, acaba bu tuhaf kıyafetli adamlar neyin peşinde, ayin adı altında büyü mü yapıyorlar" diye külyutmaz modumu açıp kısık gözlerle ve elbette somurtarak kendimi doldurmaya çalıştım.

Sonuç

-Olmadı.

Her seferinde aklım işin "turistik" tarafına kaydı.

Sebep

-İnancımızın sağlamlığı...

Mükemmelliği...

İslam'ın hakikat nezdinde tek ve alternatifsiz oluşu...

Yani

-İnancına güvenen, imanından kuşku duymayan, İslam'ın yüceliğini, sarsılmazlığını tam kanaat halinde kalplerinde taşıyanlar, başka yaklaşımlardan, fikirlerden, tavırlardan korkmaz, çekinmez.

Mümin...

Kutlu müjdeye mazhar Fatih Sultan Mehmed Han'daki özgüvene sahip olacak.

En hafif rüzgarda yıkılabilecek tereddüt barakalarını "inanç kalesi" sanmak yanılgı...