Türkiye'de siyasal muhalefetin merkezinde "Erdoğan" var.
Hepsi ona göre konumlanıyor.
Bir an için "Erdoğan'ın olmadığını" düşünün.
Ortada hiçbiri kalmıyor.
Konuşacak konuları yok.
Hayra yarar önerileri yok.
Millete umut verecek tavırları yok.
Planları, projeleri, kadroları yok.
Dünyanın nereye gittiğini görebilecek ufukları yok.
Türkiye'nin geldiği yeri kavrayabilecek basiretleri yok.
Yok oğlu yok!
CHP'de ise durum daha da vahim.
Parti içindeki kavgalarını bile "Erdoğansız" yapamıyorlar.
Özgür Özel'e göre Kemal Kılıçdaroğlu "Erdoğan'ın adamı" haline gelmiş.
Kemal Kılıçdaroğlu ise Özgür Özel'in arka kapı diplomasisi ile "Erdoğan'dan yardım dilendiğini" söylüyor.
Özgür Özel daha önce Muharrem İnce için "Saraya giden CHP'li" diyen Kemal Kılıçdaroğlu'nun manevi evladıydı.
Birlikte, omuz omuza "Erdoğan'a karşı" mücadele ediyorlardı.
O günlerde "Erdoğan'a çalışmakla" suçladıkları Muharrem İnce'yi beraberce satır kıyması gibi ince ince doğramışlardı.
Kılıçdaroğlu ve Özel'e yakın çevreler elbirliği ile Muharrem İnce'yi doğduğuna pişman ettiler.
Muharrem İnce'nin o günlerdeki görüntülerini arşivlerden çıkarın.
Rahmetli Müslüm Gürses'in "Küskünüm" şarkısına klip olur: Yaşamak içimden gelmiyor artık...Öylesine dertli öyle üzgünüm...Bu dünya hiçbir tat vermiyor artık... Aldığım nefese, cana küskünüm...
Sonra ne oldu
Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel ortaklaşıp Kemal Kılıçdaroğlu'nu afiyetle yediler.
Çünkü onlara göre Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı seçimini bile, isteye kaybetmişti.
Yani "Erdoğan kazansın diye" elinden geleni yapmıştı.
Adaylık ilanından itibaren İyi Parti ve Meral Akşener de Kılıçdaroğlu hakkında aynı görüşteydi.

3