Bir musibet bin nasihatten evladır derler... Ne kadar doğru. Fizikli uzun ve sahanın her yerinde her daim kalabalık olan Avustralya'ya karşı yapmamamız gereken ne varsa yaptığımız, duvara karşı hücum ettiğimiz bir maçla Dünya Kupası'na kötü başladık.
Montella, Dünya Kupası'na geliş sürecinde doğru yaptığı ne varsa inkar edercesine bir maç çıkardı. Turnuvanın en fizikli savunmasına karşı gerçek bir santrforla oynamamız gerekiyordu. Zaten bu maça gelene kadar Kuzey Makedonya ve Venezuella ile hazırlık maçı yapmamızın sebebi bu değil miydi O zaman biz bu iki hazırlık maçının ana planını neden Deniz Gül'ün santrforluğunda kurguladık, Can Uzun ile hücumu organize ettik. Provaları bu kadar doğru yapıp, turnuvada bunları inkar etmek çok şaşırtıcıydı doğrusu.
Provaları doğru yapıp...
Üç dev stoperle oynayan Avustralya'ya karşı Kerem'i santrfor başlatmak bir plan hatasıydı. Başından sonuna yanlış kurgulayıp, yanlış yönetti maçı Montella. Beşli bir savunmayla iyice geriye yaslanan blokların arasına, bırakın futbolcuyu hava bile sızdırmayan, Avustralya'ya karşı kötü geçen ilk yarının ardından devre arasında doğru müdahale gelir diye bekledik. Kenan girdi, Barış çıktı. Teşhis kısmen doğruydu, tedavi yarım kaldı. Böylesi bir fizikli ve kapanan savunmaya karşı Barış'ı soldan merkeze kaydırmak, Kerem'i dışarı almak daha mantıklı bir seçenek olabilirdi. Deniz Gül'ü daha erken sokmak, Can Uzun'u ise tereddütsüz oyuna atmak gerekirdi. Oysa iki hazırlık maçının yıldızlarından olan Can, dar alan becerisi yeteneği ve formuna rağmen oyuna bile girmedi. Deniz Gül oyuna girene kadar santrforumuz Kerem'di. Sahada hayli kısa kaldık, buna rağmen tam 22 orta yapıp tek isabet bulduk. (Deniz girdikten sonra 1/4 orta isabeti).

21