Barış geldi!

Barış Alper bu sezonun en iyi performansını Kasımpaşa'ya karşı sağ bekte oynayarak göstermiş olabilir. Barış Alper gibi antrenör dostu oyuncular her zaman göz bebeği olurlar. Okan hoca, Barış'ı kesmemek için Sallai'yi kulübede oturtmuş olabilir ama Barış'ın sağ bek oynama potansiyeli bu kararda etkili oldu. Milli Takım'ın santrforu, Galatasaray'ın sağ-sol forveti, bazen beki... Bu tip durumlarda 'Her şeyden biraz var, hiç birisi tam değil' riski oluşuyor futbolcu için.

Ama Barış'ın bunu çok kafaya taktığı söylenemez. Dün Kasımpaşa'ya karşı sağ bekte Sallai'den daha iyi bir performans sergiledi. Fizik kalitesi, özellikle savunmaya doğru geri koşularda işe yaradı. Hücum bindirmelerinde forvet karakterine büründü. Takım 10 kişi kalmışken sahneye çıkıp, golünü de atarak maçı kazandırdı. Üzerindeki ölü toprağını atmış oldu.

Hayli ironik

Osimhen'in oynamadığı dönemde Deniz ve Leao'nun sorumluluğu alabilmesi gerekirken, Galatasaray'ı Abdülkerim'in ayakta tutuyor oluşu hayli ironik. Deniz Gül büyük bir potansiyel barındırıyor ve Osimhen'i yedeklemesi için Porto'dan alındı ama çok yetersiz bir görüntü sergiliyor. Deniz'in bu fırsatı çok daha iyi değerlendirmesi gerekirdi. Leao ise karmaşık bir Portekiz serüveni yaşıyor. Ronaldo'dan alınan 7 numaranın doğrudan Leao'ya verilmesi tüm dünyada tartışma konusu oldu. Belli ki Leao bunu çok istiyordu ama bunun ne kadar büyük bir hata olduğunu yakında anlayacaktır. Durduk yere kendini büyük bir baskının altına itti. Dün Kasımpaşa karşısında Leao'nun üzerindeki baskıyı atmış olarak Galatasaray'ın hücumdaki sorumluluğunu alması beklenirdi. Fakat Leao, Sane'nin kötü halinden bile daha kötüydü. Osimhen oyuna girdikten sonra sahanın tüm enerjisi değişti. Galatasaray oyunu ele aldı, maçı çevirdi. Osimhen oyunda kaldığı kısacık sürede bile tek başına bir takım gibiydi adeta.