Tek dostumuz köpekler olmayabilir

BUGÜNE kadar 'insanın en iyi dostu' unvanı köpeklere aitti. Fakat biliminsanları şimdi başka bir aday çıkardılar karşımıza.

Fransa'daki Tours Üniversitesi'nin yaptığı yeni araştırmaya göre atlar insanların yaydığı kokular aracılığıyla onların korkularını tespit edebiliyor.

Bu da onları, insanların duygularını hissedebilen canlılar kategorisine sokarak köpeklerin rakibi haline getiriyor.

Araştırmaya göre korkunca vücudumuz adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları salgılıyor. Bu durum da terin kimyasal yapısını değiştiriyor. İşte atlar, terdeki bu uçucu bileşenleri -yani kemosinyalleri- koklayarak insanların ruh halini anlayabilirmiş.

Korku halindeki insanların kokusuna maruz bırakılan atlarda şu tepkiler gözlemlenmiş:

- Kalp atış hızlarında artış.

- Daha ürkek ve irkilmeye meyilli davranışlar.

- İnsanlara yaklaşmakta veya dokunmakta tereddüt etme.

- Bilinmeyen nesnelere daha uzun süre ve dikkatli bakma.

Haberin Devamı

'Mutlu' veya nötr yani duygusuz kokulara maruz kalan atlar ise çok daha sakin davranışlar sergilemiş.

Bu davranışın tarihsel süreci de incelenmiş.

Köpekler bu yeteneği binlerce yıllık evcilleşme süreciyle 'insanın dostu' olarak kazanırken; araştırmacılara göre atların bu yeteneği 'hayatta kalma içgüdüsü' ile ilgili.

Atlar, çevrelerindeki tehlike işaretlerini fark etmeye programlanmış av hayvanları oldukları için, yanlarındaki insanın korkusunu da bir tehlike sinyali olarak algılıyorlar.

Atlarla bağımız bundan ibaret değil. Sydney Üniversitesi'nin 2020 yılında yaptığı araştırmaya göre atların derisindeki dış ağrı algılama katmanındaki sinir uçları ile insanlarınki arasında önemli bir fark yokmuş. Yani atlar, kırbaçlandıklarında acıyı en az insanlar kadar hissediyorlar. Maalesef at yarışlarına bir de bu gözle bakmak gerekiyor.

KÖPEKLER BİZİ FOTOĞRAFTAN TANIYORMUŞ

ATLARIN bu atağına karşın köpeklerin insanlarla ilişkisi sarsılacak gibi değil. Köpekler bizi gördüklerinde büyük bir coşku yaşıyorlar ve bu coşku 'tanıdık koku'yla açıklanıyor. Biliminsanları "Peki fotoğrafımızdan da bizi tanırlar mı" sorusuna cevap aramış. Cevap "Evet" olmuş.

Haberin Devamı

Köpekler insanları yüz ifadeleri, vücut dili, koku ve geçmiş deneyimler sayesinde tanıyorlar. İnsan yüzlerini tam olarak bizim işlediğimiz gibi işlemeseler de ayırt edebiliyorlar. 2013'te göz takibi -sahibinin fotoğrafına daha uzun süre bakma-, 2020'de fotoğraf seçimi -sahibine ulaşmak için fotoğraflar arasından doğrusunu seçme-, 2015'te de beyin taraması çalışmalarıyla sahiplerinin sadece görüntüsüne bile tepki verdikleri kanıtlanmış. Çalışmalar bize şunu gösteriyor: Yüzleri tanıma ve işleme yeteneği sadece primatlara (insan ve maymunlar) özgü değil. Köpekler de beyinlerinde bu iş için özel bir donanıma sahip.

PERİ MASALI GİBİ BİR YOLDAŞLIK

OKURUMUZ Esra Urlu, bu köşede okuduğu yazıdan hareketle kedisiyle hikâyesini anlatan bir mail göndermiş. Harika bir ilişki. Dokunmadan yayımlıyorum.

Haberin Devamı

Okurumuz şöyle diyor: "'Kediniz size benzesin ister miydiniz' konulu içeriğinizi okudum ve sizi Zeyna ile tanıştırmak istedim. Zeyna benim biricik güzelliğim. Ona Zeyna ismini verdim çünkü işyerinde onu bulduğumda sağlık ve mental açıdan zor durumdaydı. Herkesten kaçan yavru Zeyna bana geldi. Sonra onu bir hafta başka bir iş arkadaşımız evine götürdü. Fakat onun evindeki kedisi Zeyna ile anlaşamamış hatta stresten hastalanmış. O yüzden Zeyna'yı iş yerine geri getirdi ve kucağıma bıraktı. O gün bugündür de biz Zeyna ile bir ekip olduk. Onu evime götürdüm ve 'Zeynam' oldu. Sonrası ise gerçekten çok ilginç. Beni tanıyan herkes Zeyna'nın hem sima olarak hem de huy olarak bana benzediğini hatta çocukluğumdaki davranışlarımla benzer davranışları olduğunu söylüyor. Bu abartı değil gerçek. Zeyna bana hem duygusal hem de fiziksel olarak fazlasıyla benziyor. Enerjik, oyuncu, başına buyruk fakat oldukça da empatik ve hassas bir yapısı var. Bunu keşfettiğimde Zeyna'yla yaşamak çok daha eğlenceli ve kolay bir hale geldi. Buna inanmayacaksınız ama Zeyna miyavlamıyor. Kumru gibi ses çıkarıyor. 'Anne' ve 'mama' kelimelerini kullanabiliyor. İçeriğinizin başlığı da bu yüzden dikkatimi çekti. Açıkçası bence hayvanlar zamanla bize benzemiyor, bize gelen ya da gönderilen minik dostlarımız zaten bize benzedikleri için bizi seçiyorlar. Onlar bize gelecekse, farklı seçenekler bile olsa en sonunda bizim kucağımıza geliyorlar. Patili dostunuz var ise birlikte sağlıklı bir yaşam diliyorum