Bu köşenin hedefini bilenler biliyor. İlk kez okuyanlar ve unutanlar için tekrarlamakta yarar var. Zaten şimdi aktaracağım haber de tam bu konuya uygun.
Mekânın Sahibi köşesi, sokak hayvanlarının refahının artmasını, hayvan sevgisinin çoğalmasını ve toplumdaki bakışın bu yönde evrilmesini hedefler. Bu fikrimize mükemmel bir bilimsel destek yakaladım.
Yeni Zelanda'da 87 kedi sahibiyle yapılan ve 'Sokakta yaşayan kediler ev kedisi olmaktan memnun' sonucuna varılan araştırmanın detaylarına geçelim.
Yeni Zelanda'da, sokakta yaşayan bir kediyi sahiplenip evinde beslemeye başlayan 87 kişiyle yapılan araştırmada katılımcılar bu değişimin 'kesinlikle zahmete değdiğini' söylemiş. Verilere göre, kedilerin yüzde 40'ından fazlası yeni yaşamlarına anında uyum sağlarken, yüzde 8'i birkaç gün içinde, yüzde 17'si ise birkaç hafta içinde bu duruma alışmış.
Haberin DevamıEvcil hayvan sahiplerinin üçte ikisinden fazlası, kedilerini evde tutmanın beklediklerinden çok daha kolay olduğunu belirtiyor. Araştırmanın başyazarı Dr. Julia Henning, bu bulguların, 'kedilerin sadece evden ibaret bir yaşama adapte olamayacağı' yönündeki yaygın inancı çürüttüğünü savunuyor.
Kedi sahiplerinin yaklaşık yüzde 77'si ise kedilerine evde bakmaya devam edeceklerini söylemiş. Dr. Henning bu durumu, 'uzun vadeli faydaların, süreçte yaşanan ufak tefek zorluklara fazlasıyla değdiğini' gösterdiği şeklinde açıklıyor.
Araştırmanın dikkat çeken başka bir hususu, kedilerin ev hayatına alışma hızında yaşın kritik rol oynaması. 2 yaşın altındayken eve alınan kedilerin yüzde 75'i sadece birkaç gün içinde bu duruma alışırken, iki yaşından büyük kedilerde bu oran yüzde 39'a düşüyor.
Kedileri tamamen evde beslemenin arkasındaki temel motivasyon onların güvenliği.
Bu sayede, trafik kazası riskleri, diğer hayvanların saldırıları, sokaktan kapılabilecek hastalıklar gibi riskler minimize ediliyor.
Sorumuzu iliştirerek tamamlayalım: Bir kedi ya da köpek sahiplenmek için daha ne bekliyorsunuz
İŞİN SIRRI 'BEBEKÇE'DE
KÖPEĞİMİZLE tıpkı bir bebekle konuşur gibi yüksek perdeden ve melodik bir ses tonuyla konuşuyorsanız eğer, bilime göre doğru yoldasınız.
Bu köşenin çözüm ortağı gibi çalışan, Macaristan'daki şanlı Eötvös Lorand Üniversitesi, Communications Biology dergisinde yayımlanan yeni araştırmasında köpeğinizle aranızdaki bağı güçlendiren bu iletişim şeklini incelemiş.
Araştırmacılar, köpekler fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) cihazındayken onlara 12 kadın ve 12 erkek tarafından kaydedilen hem normal (yetişkinlere yönelik) hem de 'bebeksi' ses tonlarını dinletmiş.
Bakalım mı neler olmuş
Köpeklerin beynindeki ses işleme bölgeleri, yüksek perdeden ve melodik (bebeksi) sesler duyduklarında çok daha aktif hale gelmiş.
Özellikle kadınların sesleri daha yüksek frekanslara ulaşabildiği için, köpeklerin kadınlar tarafından yapılan bebeksi konuşmalara daha da güçlü bir tepki verdiği gözlemlenmiş.
Haberin DevamıDaha önce bu ses tonunun sadece yavru köpeklerin dikkatini daha iyi çektiği düşünülürken, bu çalışmayla yetişkin köpeklerin de bu iletişim tarzına son derece duyarlı olduğu kanıtlanmış.

21