LONGEVITY kavramı uzun süredir hayatımızın önemli bir parçası haline geldi. Daha sağlıklı ve daha uzun yaşamayı hedefleyerek bilimin bize gösterdiği tavsiyelere uymaya çalışıyoruz.
Bu konuda evcil hayvanlar için de çalışmalar var.
İlginç bir örnek, insanlarda cilt ve kas iyileşmesi için kullanılan kırmızı ışık terapisinin yani (red light therapy) köpeklerde kullanılması.
Veterinerlere göre kırmızı ışık terapisinin köpeklerde önemli faydaları var.
Özellikle yaşlı köpeklerde görülen eklem iltihabı (artrit) ağrılarını ve enflamasyonu hafifletmede, ayrıca kulak enfeksiyonları ve cilt problemlerinin tedavisinde destekleyici olarak işe yarayabiliyor.
Doğru uygulandığında düşük riskli ve güvenli kabul ediliyor. Ancak yüksek güçlü cihazların bilinçsiz kullanımı göz hasarına ve yanıklara yol açabiliyormuş.
Şu durumlarda ise veteriner onayı olmadan kullanmamanız gerekiyor:
- Kanser hastası olan, tümörü olan köpeklerde kullanılamıyor. Çünkü hücre bölünmesini uyararak tümörün daha hızlı büyümesine neden olabilirmiş.
Haberin Devamı- Aktif kanaması olan köpeklerde kullanılamıyor. Çünkü pıhtılaşmayı zorlaştırıp kan kaybını artırabilir.
- Deride his kaybı olan köpeklerde de kullanılamıyor. Çünkü köpek cihazın aşırı ısındığını hissedemezse ciddi doku ve sinir hasarı oluşabilir.
- Hamile köpeklerde de kullanılamıyor çünkü bu konuda yeterli veri içeren güvenlik testi tamamlanmamış.
- Köpekler için longevity kapsamında üretilen kırmızı ışık terapisi cihazları ise biraz el yakıyor. ABD fiyatlarıyla yelekler 300 dolar, yataklar 600 dolar civarında.
10 EVİN4'ÜNDEKEDİ VAR
TAYLAND'da yıllık doğum sayısı 500 binin altına inerek tarihi dip seviyeleri görürken, hanehalkının yaklaşık yüzde 42'sinin kedi sahibi olmasıyla ülke dünyada kedi sahipliğinde ilk beş arasına girdi.
Uzmanlara göre insanlar ebeveynlik içgüdülerini son dönemde çocuk yerine evcil hayvanlara yönlendiriyor.
Bu da tabii ülkedeki demografiden ekonomiye kadar çok sayıda konuyu etkiliyor.
Kedilerin evin çocuğu olarak görülmesi; kafessiz kedi otelleri, akıllı cihazlar, profesyonel bakıcılar ve özel kafeler gibi lüks hizmetlere olan talebi patlatmış.
Ülkedeki evcil hayvan pazarının 2026'da 100 milyar bahtı aşması yani yaklaşık 3 milyar doları aşması bekleniyor. Hayvanını ailesinin bir parçası olarak görenlerin evcil hayvan başına yıllık ortalama harcaması ise yaklaşık 50.500 bahtı (yaklaşık 74 bin TL) buluyor ve bu bütçede özel mamalar büyük yer tutuyor.
20 YILLIK KEDİSİNEHÜZÜNLÜ VEDA
BU yağmurlu cumartesi gününde belki böyle bir yazı okumak istemezsiniz ama insanlar ve kediler arasında kurulan bağın ne kadar kuvvetli olduğunu görmek açısından bence çok önemli.
The Telegraph yazarı Suzanne Moore, "Bir hayvanı bir insan gibi sevebileceğimi hiç düşünmemiştim. Sonra kedim öldü" başlıklı yazısında, beraber geçirdikleri 20 yılın ardından yaşamını yitiren kedisi Penelope'ye dokunaklı bir yazıyla veda etmiş.
Yaşamında bir kediyle, bir köpekle zaman geçirmiş insanların ruhunu çok net ifade ettiği için oradan iki paragraf alacağım.
"Kederden darmadağın olmuş durumdayım. Bu sabah ağlayarak uyandım; inanın bana, ben öyle kolay ağlayan biri değilimdir. Vakti geldiğinde en küçük kızımın acısını hafifletmenin benim görevim olacağını düşünürdüm hep; çünkü kızım daha beş yaşındayken, Penelope henüz bir yavruyken ona âşık olmuştu. Fakat 20 yılımı paylaştığım bu kusursuz minik canlının artık kapımı tırmalamadığını, ben bu satırları yazarken dizüstü bilgisayarıma uzanmaya çalışmadığını ve eve geldiğimde beni verandada beklemeyeceğini bilmek beni tarifsiz bir boşluğa sürükledi. Jean Cocteau, 'Kediler evin görünür ruhudur,' der; Penelope de kesinlikle bizim evimizin ruhuydu (...) Ölmeden önce bana sorsalar laf arasında 'Elbette onu seviyorum,' der geçerdim. Ne kadar çok sevdiğimden ya da bir hayvana karşı böyle hissedebileceğimden zerre haberim yoktu. Bu farkındalık bana geç ulaştı ve bende minnetten başka bir duygu bırakmayan bir şok etkisi yarattı. Çünkü bu, öylesine yalın ve pürüzsüz bir sevgi ki... Bunu hissedebilmek ne büyük bir onur; hayat dediğin de zaten tam olarak bundan ibaret."

2