Biz bize benzeriz

Yaşadığım bölgede hemen herkesin köpeği var ve sabah erken saatlerde dışarı çıktığımda sürekli sokaklarda köpeğini gezdiren insanlara rastlıyorum.

İşimi halletmem uzun sürüyor çünkü her gördüğüm köpeği sevmek, en azından onlarla selamlaşmak istiyorum. Bu turlarda bazen köpekler ve onları sahiplenenler arasında benzerlik dikkatimi çekiyor. Sonra kendi kendime, "Saçmalama ne alakası var" diye söyleniyorum. Ama bugün öğreniyorum ki bunda haksız değilmişim.

Açalım konuyu. Almanya'daki Friedrich Schiller Üniversitesi Genel Psikoloji ve Bilişsel Sinirbilim Bölümü'nden doktora araştırmacıları dünyanın dört bir yanından 15 araştırmayı inceledi ve şu sonuca vardı: Hem fiziksel hem de kişilik açısından tüylü dostlarımız çoğu zaman bizim nihai yansımamızmış. Şaşırtıcı ama gerçek. Diyorlar ki köpekler ve insanları birbirine benziyor ve aynı şekilde davranıyor. Çalışmaların bir kısmında, katılımcılardan köpeklerin fotoğraflarıyla sahiplerin fotoğraflarını eşleştirmelerini istediler: Ortaya çıkan sonuç tesadüften fazlasıydı. Bunu gerçeklerle karşılaştırdılar ve şunu gördüler:

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

Kısa saçlı kadınlar genellikle kısa kulaklı köpekleri tercih ederken, daha uzun saçlı olanlar sarkık kulaklı yavruları tercih ediyordu.


YILLAR GEÇTİKÇE DAHA ÇOK BENZİYOR

Bir diğerinde de katılımcılar köpek sahiplerini sadece gözlerini görerek eşleştirmeyi başarmış. Kişilik özelliklerine gelince bağ daha sıkı. Dışadönüklüğü yüksek kişiler, köpeklerinin eşit derecede dışa dönük ve enerjik mizaçlara sahip olduğunu bildiriyor. Merhametli insanların köpekleri daha dost canlısı, eğitilebilir ve odaklanmış oluyordu. Nevrotiklik puanı düşük olan sahipler de daha arkadaş canlısı ve sosyal yavrulara sahip olma eğiliminde çıktı. Araştırmacılara göre, köpekler ve sahipleri, duygusal yakınlaşma ve gözlemsel öğrenme gibi süreçler sayesinde yıllar geçtikçe daha da birbirine benziyor. Buna kilo alma, hatta vücut kitle endeksi dahil. Sizi bilmiyorum, ben köpeğim olmamasına rağmen bu habere bayıldım.

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

VEDA BÖYLE OLMALI

İnsanlar evcil hayvanlarını yitirdiklerinde gerçekten bir yakınlarını kaybetmiş kadar üzülüyor. Bunu hayatının herhangi bir döneminde böyle bir bağ kurmamış kişiye anlatmak çok zor. Neyse ki bu sevgiyi anlatabilen insanlar var. Birini aktarayım. The Guardian'dan Bethan Evans, COVID'in hepimizi eve tıktığı dönemde arkadaşlarından bir kedi sahiplenirse hayatının kökünden değişeceğine dair tavsiyeler almış. Kısa süreli arayışı da aile geleneği olan bir siyah-beyaz kediyle tamamlanmış. Bu buluşma Evans'ın hayatını gerçekten değiştirmiş. Fakat bu esnada hayattaki en yakın arkadaşını aniden yitirmiş. Gerisini Evans'ın yazısından aktarayım: "Ölüm haberini aldıktan sonra sonra sendeleyerek bir arkadaşımın evine gittim. Eve döndüğümde Osci (Oscar) beni bekliyordu. Onu kucağıma aldım ve tüylerine sarılıp hıçkıra hıçkıra ağladım. Sonraki haftalarda da yanımdan hiç ayrılmadı. Ben kanepede kıpırdamadan yatarken, o göğsümün üzerinde bir patisini yüzüme koyarak uyuyordu. Mırlaması, sinir sistemimi uyumama yetecek kadar sakinleştiren tek şeydi. Altı hafta sonra cenaze töreni gerçekleşti ve 20 kişi maskelerimizin içine hıçkırarak ağladık."

strong class'read-more-detail'Haberin Devamı

Cenazeden iki gün sonra Oscar kayboluyor. 36 saat sonra tekrar bulduklarında Evans yine tüylerine sarılarak ağlıyor, bu kez sevinçten.

Aradan tam bir sene geçtikten sonra Oscar aniden maalesef 7 yaşında hayatını kaybediyor. Evans, onu ne kadar özleyeceğini anlatırken, "Geriye dönüp baktığımda, tam da ona ihtiyacım olduğu anda hayatıma girmesinin ne kadar inanılmaz olduğunu görebiliyorum" diyor. Kediler böyle işte, hayatınıza girer dünyanızı kökünden değiştirirler, gidişiyle de sizi o taşıdıkları tepeden aşağıya bırakırlar. Buradan çıkış yolu yok mu Var elbette. Başka bir kedi size yardımcı olacaktır.