Sosyal medya bağımlısı!

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde "Neredeyse her telefon bir kumarhane!" demişti.

Evet, cep telefonları birer kumarhane, birer batakhane olabiliyor…

Bu aletler piyasaya çıktığında "Birçok hayatın kurtulmasına vesile olabilir!" diye sevinmiştik.

Acil durumlarda çok işe yaramasından dolayı elbette çok yararlı.

Bıçakla soğan da doğranabilir insan da!

Cep telefonu da zararlı kullanımlarda, insanı, aileyi, toplumu, ülkeyi perişan edebilecek kadar tehlikeli bir alet.

Yazımızın konusu olan "sosyal medya bağımlılığı"na giden yolda ağırlıklı olarak kullanılan cihaz cep telefonu.

Her nimet amacına uygun şekilde, müspet faaliyetler için kullanılmalı…

Nimet, zararlı işlerde kullanılırsa afete dönüşür…

Büyük ölçüde cep telefonları üzerinden kullanılan sosyal medya için de durum böyle…

Bu imkân, bazı durumlarda işe yarıyor.

Mesela, "acil kan ihtiyacı"nı sosyal medya üzerinden duyurduğumuz çok olmuştur ve aranan kan bazen de bu vesileyle bulunmuştur.

Ara sıra faydalı olsa da, zararı faydasından bin kat hatta milyon kat fazla olabiliyor sosyal medyanın.

Onun için son derede kontrollü bir şekilde kullanmak gerek.

Yani…

Sadece hayırlı işler için kullanmak, bağımlılıktan özellikle kaçınmak gerek.

SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI NE DEMEK

Sosyal medya bağımlılığı, kişinin sosyal medya platformlarını kontrol edemeyecek kadar aşırı kullanması durumudur. Kişi, sosyal medyayı kullanmadığı zamanlarda huzursuzluk, kaygı hisseder; kullanımını azaltmaya çalıştığında başarısız olur ve bu süreç günlük yaşamını, işini, ilişkilerini, uykusunu olumsuz etkiler. Durum dopamin döngüsü ile ilgilidir: Beğeni, yorum, yeni takipçi gibi bildirimler kısa süreli mutluluk sağlar. Bu kısa süreli mutluluklar kişiyi tekrar tekrar uygulamaya döndürür. Aynı tatmini almak için daha fazla zaman harcamak gerekir. Klâsik madde bağımlılıklarına oldukça benzer bir döngüdür söz konusu olan.

SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞININ ZARARLARI

- Psikolojik zararlar: Depresyon, anksiyete (aşırı endişe), özsaygı kaybı, yalnızlık hissinin artması, bir şeyleri kaçırma korkusu.

- Fiziksel zararlar: Uyku bozuklukları boyun ve sırt ağrıları, göz kuruluğu, baş ağrısı, hareketsiz yaşam nedeniyle obezite riski, kalp, mide ve bağırsak problemleri,,,

- Üretim kayıpları: Dikkat dağınıklığı, konsantrasyon bozukluğu, iş ve okul performansında ciddi düşüş.

- Sosyal zararlar: Gerçek hayattaki yüz yüze ilişkilerin zayıflaması, kişinin karısıyla kocasıyla ve diğer aile fertleriyle arasındaki problemlerin artması, aile ile çatışmalar, sosyal izolasyon… Hatta cinsel aktivite kaybı!