Para hırsı

Dünya, insanoğluna süslü görünür.

Parıltısı göz alır.

Kalbi çeler.

Mal çağırır.

Mülk bağlar.

Mevki gururlandırır.

Şöhret alkışlatır.

İnsan unutur.

Topraktan yaratıldığını unutur.

Dönüşünün toprağa olduğunu unutur.

Elindeki nimetin emanet olduğunu unutur.

Hırs büyür.

Gönül daralır.

Göz doymaz.

El uzar, dil uzar.

Kalp katılaşır.

Hesap çoğalır fakat huzur azalır.

Gece uykusu kaçar.

Gündüz endişesi artar.

Endişeler hayatın tadını, tuzunu kaçırır.

İnsanoğlu "uyuşturucu" almış gibidir.

Rahatlamak için gittikçe artan dozları arar.

"Daha fazla" der içindeki ses.

Yetmez.

Yetmez.

Yetmez.

Gözler hep daha fazlasında olur.

Bir yandan daha fazlası için uğraşırsın bir yandan da mevcudu kaybetme korkusuyla yanar tutuşursun.

Bu yolda her değer unutulur.

Yetim unutulur.

Fakir unutulur.

Duvarlar yükselir.

Merhamet alçalır.

İnsan büyüdüğünü zanneder ama alçalır.

Bin türlü şaklabanlık yapar.

Birilerini haddinden fazla övmek, birilerine de haddinden fazla gömmek gibi tavırlara girer.

Menfaatine göre şekil değiştirir.

Birilerinin karşısında fazla küçülür, kendisinden küçük gördüklerinin karşısında ise büyüklenir, kibirlenir.

Para, servet, şöhret,makam...

İnsanlar bunlara ilgi gösterir.

Bunlara sahip olanın dalkavuğu çok olur.

Her dalkavuk, satışa hazır durur.

Menfaati bittiği anda yeni kapılar arar.

Onlara dalkavukluk yapar!

Yeni sahibinin gözüne girmek için eski sahibini satar!

Şöhret arzusu, tıpkı servet arzusu gibi dizginlenmezse felâkete götürür.

İnsan hep övülmek ister.