MANEVİ VATAN'IN ZEMİNİ KAYIYOR!
Silahlanmakla gurur duyarken maneviyatın zeminini kaybediyoruz; para ve mevki için ahireti yakıyoruz diye yazıyor ama aileler çöküyor, boşanmalar patlarken çözüm gerçekten dini mi?
Yazar, Türkiye'nin savunma teknolojisindeki başarısını teslim etse de, toplumsal ahlak çöküşünün, boşanmaların, yalnızlığın ve haramdan gelen paranın maneviyat zeminini kaydırdığını ileri sürüyor. Bunu söylemekle, her kesimde haram faaliyetlerin yaygınlaştığını, medyanın bu çöküşü derinleştirdiğini savunuyor. Peki materyal kalkınma ve ahlak çöküşü arasında gerçekten bir nedensellik ilişkisi var, yoksa yazarın nostaljisi ile çağının sorunları karıştırılmış mı?
Dostlar, 28 Şubat'ta 15 Temmuz'da neler oldu
Bizim silahlarımız bize yöneldi, bizi vurdu!
Siz istediğiniz kadar modern silahlar yapın, istediğiniz kadar "savunma alanında millileşme oranını şuradan şuraya çıkarttık!" deyin...
MANEVİ VATAN'ın zemini kayarsa ürettiğiniz ne varsa düşmanı değil, bizi vurur Allah muhafaza.
Namlular düşmana değil, millete döner!
Ve bir Yiğit çıkar.
Bir "Muhsin" insan çıkar.
"Namlusunu millete dönmüş tanka selam durmam!" der.
Bu aziz millet bağrından Şehit Muhsin Yazıcıoğlu gibi yiğitleri çıkartır.
*
Bunları nice kereler yaşamadık mı
İçimizden vurulmadık mı
Düştüğümüz yerlerden kalkmak mecburiyetinde bırakılmadık mı
Peygamber Ocağı bizim ocağımız.
O bizim gözbebeğimiz.
Şimdilerde oralarda da "öze dönüş" çabaları görüyoruz.
Caydırıcılığımızın arttığını görüyoruz.
Savunma alanındaki yerlilik oranımızın yüzde 80'lere ulaşması hepimizi mutlu etmiyor mu
Şöyle bir yakın geçmişe bakıp, "neredeyse tam bağımlılık" tablosunu gördüğümüzde, bugünkü hal için şükretmiyor muyuz
Kayıp yıllarımıza kahretmiyor muyuz
Zaferlere sadece topla tüfekle, füzeyle ulaşılmaz...
"Peygamber Ocağı" ruhuyla ulaşılır.
Rabbim bütün şehitlerimizden, gazilerimizden razı olsun.
*
Maneviyat varsa maddiyat nimet.
Maneviyat yoksa maddiyat felâket!
Piyango zengini olmuş nicelerinin sonraki dönemlerde büyük yıkımlara uğradıklarını, hayatlarının kaydığını biliriz.
Para insanı mutlu etseydi dünyanın en zengin insanları en mutlu insanlar olurdu.
Paralar nereden geliyor ve nerelere harcanıyor.
Haramdan geliyorsa nereye harcanırsa harcansın, felâket!
Haram paranın girdiği evlerde bereket olmaz.
Duaların kabulüne en büyük engel "haram" lokma!
Paranın dini imanı yok!
Kapitalizmin dini de imanı da para!
Ailesinde huzur bulamayan, en yakınlarına bile güvenemeyen insan, ne kadar parası olursa olsun bataktadır.
Her gün karşı karşıya kaldığımız berbat hadiseler, bize mesaj vermiyor mu
Kumar bataklığını konuşuyoruz, uyuşturucu bataklığını konuşuyoruz...
Zina bataklığını konuşuyoruz.
Farklı partilerden birçok makam sahibinin "pis işler" çevirdiğini, makamını mevkisini, parasını en rezil işlerde kullandığını görüyoruz.
Politikanın tarafları rezillikleri karşıdakileri vurmak için kullanıyor.
Rezillikler üzerinden politika üretiyor.
Oysa, bu hemen her kesimin problemi.
Parayı bulanların, yüksek mevkilere ulaşanların çoğu İslam'ın "haram" dediği pisliklere bulaşıyor.
Söylemler farklı, kullanılan kavramlar farklı ama "haram"a meyil aynı!
*
Televizyonlar bunları iyice görünür kılıyor.
Hatta, bazı programlar "sinsi sinsi" MANEVİ VATAN'ın zeminine dinamitler döşüyor.
Ekranlara sıkça çıkan "arkadaşlardan bazıları", oralarda başka şeyler söylüyor, bizle konuşurken bize hak veriyor!
"Madem ortada büyük sıkıntılar var, madem MANEVİ VATAN'ın zemini kayıyor... Gelin birlikte çalışalım, haramlarla hep birlikte mücadele edelim!" dediğinizde pek yanaşan olmuyor.
Zira...
Makam, mevki, para, dünyevi güç arzusu...
Çıkarlardan olma kaygısı ağır basıyor.
"Böyle yaparsam işten atılırım. Koltuğumu kaybederim. İyice gösteriş hastası haline gelen evin taleplerini karşılayamam. Hayatım kayar!" demiyorlar ama kaçışları endişelerini gösteriyor.
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar, yarın ölecekmiş gibi yaşamak işlerine gelmiyor.
Aslında işlerine gelen bu da, "Müslüman" dünya malı için ahretini yakmayı göze almaz da...
Güzel kavramları istismar ediyor, içlerini boşaltıyorlar.
Maneviyatı kaybettikleri için yaptıklarına kılılar üretiyorlar.
Kendilerini ve izleyenleri kandırdıklarını zannediyorlar!
*
Sonra bir tablo çıkıyor karşılarına...
Karı-kocalarıyla, çocuklarıyla kavgalı, en yakınına güvenemeyen...
"Vurulursam evden vurulurum!" endişesiyle yaşayan tipler!
Bir ailenin içine "senin param, benim param" çekişmesi girdiyse...
Saygı ve sevgi tükendiyse...
Bir yastığa baş koyanlar

23