İsmail Kartal, Okan Buruk!

Futbola dair paylaşımlar yaptığımda bazı okuyucularım "Böyle boş işlerle uğraşma!" diyerek uyarıyor.

Ben ise her baktığım yerden "dersler" çıkartmaya çalışıyorum.

Futbol dünyası da bolca ders çıkartılabilecek bir alan.

Bunu yapmak hayatta çok işime yarıyor doğrusu.

Mesela, bizdeki futbol, parti, lider fanatizmleri arasında bağlantı kuruyorum.

Fanatik grupları için neyin doğru, neyin yanlış, hangi kararın haklı, hangi kararın ise haksız olduğunun bir önemi yoktur.

Mesele, fanatiği olunan tarafın işine yarayıp yaramamasından ibarettir.

Hakem "penaltı" demişse, fanatikler kararı çıkarlarına göre değerlendirirler, "Tuttuğum tarafın işine yarıyorsa haklıdır, yaramıyorsa haksız!"

Hak, hukuk, adalet önemli değildir.

"Oyundan maksat ütmektir."

Amaca götüren her yol meşrudur!

*

Futbolda da politikada da adalet, hak, hukuk "pek" yoktur.

Bütün kulüplerin yönetimleri "adaletten" yana olduklarını öne sürerler ama işlerine yarar haksızlığa karşı çıkanları hemen hiç görmeyiz.

Yönetimlerden biri "Bu maçta hakem rakibimize haksızlıklar yaptı, böyle galibiyeti istemiyoruz!" diyecek olsa taraftarları topa tutar.

Dediğine, diyeceğine pişman eder!

İnsanımız adalet istediğini söyler ama eğer işine yarıyorsa "adaletsizlikleri" çoğu zaman görmezden gelir.

Bu futbol, politika, iş dünyasında böyledir.

Bir makama getirilen, o makamın hakkını verip veremeyeceğine, o liyakate sahip olup olmadığına pek bakmaz.

Hatta...

Ele geçirdiği makamın gitmemesi için kendisinden daha "liyakatli" olan astlarının yollarını kesmeye uğraşır.

Bu futbol dünyasında da böyle değil midir; kulüplerin içine etrafına yerleşmiş olan güç odakları yönetim çıkarlarına hizmet etmiyorsa, işleri sabote etmek için ellerinden geleni yaparlar.

Yönetimler de koltukta kalabilmek için yapılması gerekenleri "doğruya yanlışa bakmaksızın" yapmaktan çekinmezler!

Futbol dünyasında, özellikle de bizim gibi "ahbap-çavuş ilişkileri"nin belirleyici olduğu ülkelerin futbol dünyasında bu bakış açısı egemendir.

Ben o dünyayı takip ederken "dersler" çıkartmaya ve onlar gibi olmamaya gayret ediyorum.

Az kazanım mıdır bu

*

Okan Buruk ve İsmail Kartal isimlerinin öne çıktığı "Şampiyonlar Ligi" mücadelelerini takip ederken de önemli dersler çıkarttım, "bize" dair.

Mesela...

Okan Buruk, maç öncesinde öyle laflar etti ki...

Rakibi motive etmekten, iyice hırslandırmaktan başka işe yaramadı.

"Sporting'in 19 yıl sonra şampiyon olmasında benim de payım var. 4-1 yendikten sonra hoca değişikliği oldu, Amorim geldi ve şampiyon oldular. Seyircilerin beni iyi karşılayacağını düşünüyorum." Bunlar edilecek lâflar mı

Rakiple dalga mı geçiyorsun

Seyircilerini ve futbolcularını ateşlemek mi istiyorsun

Amacın ne

Şirin görünmek mi

Okan Buruk'un bu büyük gafı rakibi hırslandırmaktan başka bir işe yaramadı.

Evet, 3-1'lik mağlubiyeti tamamen bu "patavatsızlığa" bağlayamayız ama maçtan önce böyle laflar edip rakibi hırslandırmanın ne faydası vardı

Büyük kulüp teknik direktörünün işi, maç öncesi diliyle işi zorlaştırmamak mı olmalıdır

Maçtan önce büyük bir gafa imza atan Okan Buruk'un haksız penaltı kararına oturduğu yerden kulübe teklemeyerek isyan etmesi de büyük bir gaftı.

Frenlerinin tutmadığını gösteren komik sahneydi.

Dahası "çok ayıp" laflar ettiğini hep birlikte izledik Okan Buruk'un.

Maçtan önceki saçma sapan laflarıyla rakibi hırslandıran, motive eden Okan Buruk, maç esnasındaki tepkileriyle de kendi futbolcularının moralini bozdu.

Böyle yapmak yerine futbolcuları bu haksızlığa isyan etmeye, sahada fırtına gibi eserek durumu tersine çevirmeye yönlendirebilirdi Okan Buruk.

"İletişim Acemisi" Teknik Direktör hem bunu yapmadı, hem de maçtan sonra "Yediğimiz penaltı golü bizi mental olarak çok düşürdü. 2-1'den sonra özgüvenimizi yükseltip kazanmaya çalışmamız gerekirdi." diyerek topu futbolcuların psikolojisine attı ama...

Haksız penaltıdan sonra kontrolü kaybeden, moralleri iyice bozan kendisiydi.

Hoca böyle yaparsa, öğrencileri ne yapmaz!

*

Ben bunları yazınca, Galatasaray taraftarları "haksız" olarak kızacaktır.

Olsun...

Şimdi de Fenerbahçe taraftarlarını kızdıralım: