CHP iktidar olabilir mi

Yerel seçim muhalefet partileri için önemli fırsatlar sunar.

Vatandaş, yerel seçimi iktidarı uyarmak için büyük bir imkân olarak görür.

Memnuniyetsizliklerini "sarı kart" göstererek ifade eder ve "Böyle devam edersen bunun kırmızısı da var!" uyarısında bulunur.

İçinde bulunduğumuz "Türk Tipi Başkanlık Modeli"nde genel seçim fazla önemsenmez, neredeyse bütün ağırlık Cumhurbaşkanlığı seçimindedir.

İş oraya gelince, vatandaş bir kere on kere değil bin kere düşünür.

Vereceği karar ülkesinin ve kendisinin bugününü, yarınını doğrudan etkileyecektir.

Vatandaş "radikal" değişimlerden çekinir.

Maceraya girmek istemez.

Muhalefetin vaatleri kâğıt üzerindedir, iktidarın yaptıkları, yapamadıkları ise ortadadır.

İktidar bilinendir, muhalefet meçhul.

İnsanlar, biraz engebeli de olsa, nelerle karşılaşacağını bildikleri yoldan gitmeyi tercih ederler.

Onun için de "En iyi yol bildiğin yoldur!" cümlesi genellikle kabul görür.

Geçtiğimiz günlerde Halk TV adlı CHP'ye tam destek veren kanalda, "Vatandaş böylesine geçim sıkıntısı çekerken biz halâ iktidarın iddiasından bahsedebiliyorsak durum vahim demektir!" yollu lâflar işittim.

Yorumculara göre Ana Muhalefet Partisi bu şartlarda hem Cumhurbaşkanlığı hem de genel seçim anketlerinde açık ara önde olmalıydı.

Evet, kâğıt üzerinde öyle ama gerçekler çok farklı.

CHP ve diğer muhalefet partileri ülkenin devasa sorunlarına çözümler üretebilecekleri, vatandaşı ekonomik bakımdan rahatlatabilecekleri ümidini veremiyor.

Net alternatif çıkmıyor ortaya.

Sayın Erdoğan AK Parti'yi kurduğunda tablo çok netti.

Ülkeyi içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan çıkartabilecek yegane siyasi oluşum AK Parti'ydi.

Seçimi açık ara kazanacağından kimsenin şüphesi yoktu.

Muhalefet paramparçaydı ve "İkinci sıradaki CHP barajı aşamaz da AK Parti Meclis'te tek kalırsa ne olur" tartışması bile yapılıyordu.

O zamanın iktidara yürüyen muhalefet partisinin, AK Parti'nin durumu buydu.

Bugünkü CHP ise iktidara yürüyüş sinyalleri veremiyor.

Yerel seçimde elde ettiği "büyük başarı"yı yarınlara taşıyacak lideri de yok, kadrosu da, hazırlığı da, heyecanı da, birlik ve beraberliği de…

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Yeni CHP" modelinde parti bir ölçüde "sağa" açıldı, 6'lı masa oluşumuyla bu açılım iyice ete kemiğe büründü.

Masadaki "sağ" eğilimli partiler, CHP listelerinden birçok vekillik edindi.

Giden CHP'den gitti.

CHP tabanı ve partiye yıllar yılı emek verenler bu durumdan büyük rahatsızlık duydu.

Bu rahatsızlık "yerel seçim" mağlubiyetini de getirebilirdi ama başta emekliler olmak üzere milyonlarca vatandaşın iktidara "sarı kart gösterme" arzusu ağır bastı.

AK Parti seçmenin önemli bir bölümü sandığa gitmedi, gidenlerin oylarının hatırı sayılır kısmı da farklı partilere dağıldı.

Böylece Ak Parti bir yerel seçim daha kaybetmiş oldu.

Bir önceki yerel seçim başarısını Cumhurbaşkanlığı seçimine taşıyamayan Ana Muhalefet bu kez ne yapacaktı

Oylarını muhafaza edebilecek dahası yükseltebilecek miydi

Kasım 2027'de yapılacakmış gibi görünen Cumhurbaşkanlığı seçimine epeyce vakit var, o zamana kadar köprünün altından çok sular akar ama bugünkü tablo bize CHP'nin vatandaşa "ümit veremediğini" gösteriyor.

Ümit verebilmiş olsaydı, Halk TV'de de ifade edildiği gibi açık ara önde olması gerekirdi.

Oysa görüyoruz ki bilhassa emeklilerin umduklarını bulamadıkları ve çok tepkili oldukları bir dönemde bile