"Doğurganlık hızının 2,19 düzeyinden 1,42'ye gerilemesi..."

Perşembe günü Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen 'Türkiye'de Demografik Dönüşüm ve Stratejiler' konulu raporun sunum toplantısına katıldım.

İlk olarak raporda belirtilen şu bölüme dikkatinizi çekmek isterim:

"Toplam doğurganlık hızının 2014'te 2,19 düzeyinden 2025'te yaklaşık 1,42'ye gerilemesi, doğum sayılarındaki azalmayı nüfusun yaş yapısına, işgücü arzına, sosyal güvenlik sistemine, eğitim ve konut talebine, bakım ekonomisine ve uzun vadede ülkenin üretim kapasitesine taşıyan yapısal bir dönüşümün göstergesidir."

Ve bu dönüşümün tek bir ekonomik değişkenle, tek bir kültürel eğilimle veya tek bir politika eksikliğiyle açıklanamayacağı belirtiliyor. 'Kentleşme, hane yapısındaki değişim, kadınların eğitim ve istihdamındaki dönüşüm, konut ve yaşam maliyetleri, bakım altyapısının yetersizliği, işgücü piyasasındaki güvencesizlik ve aile kurmanın giderek daha ileri yaşlara ötelenmesi aynı sonuca farklı kanallardan katkıda bulunmaktadır' deniyor.

Açıkçası doğurganlık hızının yıllar içinde 2,19 düzeyinden 1,42'ye düşmesiyle birlikte önlem almak için ne kadar geç kalındığı gerçeği diğer konularda olduğu gibi yüzümüze tokat gibi çarpıyor.

Sunum esnasında gösterilen toplam doğurganlık hızıyla ilgili grafikte özellikle 2016 yılından sonra düşüşün hızlandığı dikkatimi çekti. Ne tesadüf ki ülkemizin kurumsal gelişmişlik göstergeleri de çoğunlukla bu dönemle birlikte düşüş eğilimine giriyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nda stratejik planlama yapan bölümler vardır diye düşünüyorum. Bu bölüm ya da bölümler rakamlardaki dramatik düşüşü nasıl erken evrede fark etmedi diye sormak isterim.

Ya da fark ettiler ise neden şu ana kadar önlemler alınmadı

Bu soruyu sadece Mahinur Özdemir Göktaş'ın dönemi için sormuyorum. Nihayetinde bu olumsuz tablo birkaç yıl içinde ortaya çıkmadı doğrusu. Yıllar içinde katlanarak gelen bir olumsuz tablodan söz edilebilir.

Özellikle 2016 ile 2018 yılları arasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olan Fatma Betül Sayan Kaya'nın döneminde bu olumsuz tablo için hangi önlemler alındı diye merak ettim.

Bir taraftan da yıllar içinde bakanlar değişse de icranın başında olan AK Parti hükümetlerinin ülkenin nüfus politikasına daha stratejik bir bakış açısıyla eğilmesi gerekmez miydi

Bu noktada yıllardır Karar Gazetesi yazarı İbrahim Kahveci doğurganlık hızındaki düşüşle ilgili sıkıntıya dikkat çekiyor, uyarılarını bir bir sıralıyor.

Ve fakat rakamlardan da görüldüğü üzere bu meseleyle ilgili yıllar içinde ciddi önlemler alınmadığı aşikâr.

Öte yandan 2025 yılında başlayan ilk çocuk için 5 bin lira tek seferlik doğum yardımı, ikinci çocuk için her ay 1500, üçüncü ve sonraki çocuklar için de her ay 5'er bin lira desteğin olumlu olduğu düşüncesindeyim.

Keşke doğum yardımı desteği daha öncesinden yapılmaya başlansaydı, bir anlamda yıllar önce önlem paketi açıklansaydı.

Seçim dönemlerinde paket üstüne paketler açılacağına ülkemiz için beka sorunu haline gelen bu meselede keşke önlemler daha önceden alınsaydı.

Raporun ayrıntılarına devam edelim...