Livaneli'nin öyküsü Altın Koza'daydı

Sema Sezen
Bugün
17

Usta belgesel yönetmeni, gazeteci, yazar Nebil Özgentürk'ün Türkiye'nin önemli değerlerinden Zülfü Livaneli'nin yaşam öyküsünü anlattığı "Livaneli: Bir İnsanın ve Bir Ülkenin Hikâyesi" adlı belgeseli, 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde izleyici karşısına çıktı.

Özgentürk belgeselinde, usta sanatçının çocukluğundan gençliğine; müzisyen, yazar, yönetmen kimliğine dair yaş ilerledikçe gelişim sürecini işliyor. Ne acıdır ki sanatçının dilimizden düşürmediğimiz besteleri kendi öz yurdunda değil, önce Avrupa'da dinlenmeye başlıyor ve uluslararası alana yayılıyor. Ki bu tanınırlık; sanatçı için büyük başarıyken halkımıza bu bestelerin anında ulaşmaması bir kayıp. Tabii sonrasında dünyaca ünlü birçok isimle çalışıyor ve aynı sahneyi paylaşıyor, adını dünya biliyor...

Sanatçının hayatında bilmediğim birçok yaşanmışlığını belgeselde öğreniyorum. Livaneli'nin ailesiyle yurt dışında yaşamaya mecbur bırakılması insanın içini acıtıyor. Tıpkı 50'lerde sürgün edilen ve sıla hasretiyle yaban topraklarda ebediyete göçen Nazım Hikmet gibi... Kaderi benzemesin.

Belgeselde darbe dönemlerinin yanı sıra farklı dönemlerde cezaevlerinde yaşanan trajik geçmişimiz ve Livaneli'nin bu dönemlerde yaşadığı, kaleme aldığı anılara da tanık oluyoruz. Belgesel tüm çıplaklığıyla yaşanan o acı olayları da gözler önüne seriyor. Meğer birçok şeyi ne kadar da yanlış biliyormuşuz...

Sararmış eski fotoğraflar, mektuplarla 80 yıllık dopdoplu bir yaşamı izliyoruz. Bir insanoğlu tüm enerjisiyle ne kadar çok üretebiliyorsa o kadar çok üretmiş hatta sınırları aşmış Zülfü Livaneli... Açık söylüyorum; izlerken kendi yaşadığım ve üretmediğim tembel geçirdiğim yıllarımdan utandım. O kitaplar, besteler, aydın bir düzen için yıllar süren mücadele...