Ölüme Uçan Kelebekler Gibi
Makamların ve statülerin eridiği kutlu bir ümmet buluşması: Telbiye sesleriyle başlayan ak yolculuk, Kâbe'nin sıcaklığından Arafat'ın tövbe makamına uzanarak insanı kendi özüyle ve Rabbiyle buluşturuyor.
(Dünden devam)
Kutlu Ev'in aziz misafiri olarak yaşadığın bir ümmet buluşmasıdır. Kimliklerin, ırkların, maddiyatın, tüm statülerin eridiği, cem olduğun bir buluşmayı hücre hücre damar damar yaşarsın.
"Lebbeyk Allahümme Lebbeyk, Lebbeyke La şerikelek Lebbeyk! İnnel hamde vennimete leke vel mülk La şerike lek"
"Buyur Allahım, buyur Rabbim senin ortağın yok. Emrine hazırım buyur. Hamd sana, övgü ve nimet senindir. Senin ortağın yoktur."
Telbiye sesleriyle yüreğine akan sımsıcak bir başlangıçtır, seni sana, seni tövbelere, seni ahiret yurdunun provasına taşıyan. "Ölüme uçan kelebekler gibi" aziz bir yolcu olarak düştüğün yollarda artık aşka yolculuk başlamıştır. Ak bir sevdadır akan damarlarında. Kefenler aktır, sevdalar ak, ihramlar ak. Ebabil kuşlarının kanatları da ak mıydı
BEYAZ SEVDANIN MERKEZİNDE: KÂBE
Mescid–i Haram'e girersin. Karşında gördüğün sade ama büyüleyici çekim gücüyle gözlerini adeta kamaştıran, yüreğini derinden sarsan Kâbe'dir. Nice süslü, gösterişli, debdebeli mabetler onun sade, ilahi etkisi karşısında sönük kalır. Tüm sıcaklığı, manevi dokusuyla bağrına basar tüm hacıları. Gözlerin buğu buğu, yüreğin güm güm atarken, yanan çıplak ayakların yakan kavuran kum tanelerinin özlemiyle serin mermerlerde adeta kayıp gidersin sonsuzluk iklimine... Artık sürgün ülkeden başkentler başkentinde, derin, sıcak, sarsan bir sevda çöreklenmiştir yüreğine...
MİNA: MAHŞERİ PROVAYA HAZIRLIK
Şimdi Mina mektebinde, sabırla ve şükürle mahşeri provaya hazırlanacaksın. Beyaz kefenler gibi bürüneceksin beyaz ihramına. Şimdi arınmaya, yeniden dirilişe, tövbelerle dualarla bir olmaya... İnsanlık oluk oluk, dağları, yolları, geçit vermez vadileri aşarak Arafat yolcusu olarak Mina durağında. Savaşlardan çıkıp geldin, yüreğin yorgun, imtihanların yıpranmışlığıyla, mahzun ve kederlisin, çaresiz ve dertlisin.
ÇADIRLARIN GÖLGESİNDE HAC KARDEŞLİĞİ
Hac kardeşliğini yaşarsın mütevazi Mina çadırlarında. Tüm konforlardan uzak, arınmış ve tertemiz halde, uçakta sana yabancı olanlarla artık yakın bir dost ve kardeş olmuşsundur. Kutlu, şahitli, erdemli zamanlardır yaşadığın. Huşu içinde mübarek zamanlarda ve makamlarda azığın azdır, yükün hafif, burası teslimiyet, arınma makamıdır. Derviş duyarlılığıyla yollara düşersin, bir lokma, bir hırka istikamet Arafat'tır.
Arafat'ın kutlu ve mübarek zamanlarına, seni hacı yapacak vakitlerine ulaşmak için konakladığın Mina'da şahitli zamanların vardır. Hacı arkadaşlarınla bir lokmayı, bir yudum suyu, küçük bir örtüyü paylaşırsın. Yaşadığın eşsiz hac kardeşliğidir.
ASIRLIK İZLERİN PEŞİNDE ÇÖL GECELERİ
Arafat yolculuğunda, Âdemsen Havva'nı bulmak için, Havva isen Âdem'ine kavuşmak için düşersin yollara... Değil mi ki bulanlar arayanlardır. Sen de aramak için düştün yollara, sevdayı, vuslatı, aşkı azık eyleyerek seni sen yapan Rabbine doğru yola revan oldun. Mina çadırlarında kurduğun dostluklara karışır yürek azığın, gözyaşıyla ıslanmış uzun secdelerin şahittir, muhabbetli dostlukların şahittir. Namazlarında huşu ve teslimiyetle Resulün namazlarını ararsın, bir iz, bir yakınlık kurmaya çalışırsın asırlar öncesinden. Onun geçtiği yolların, onun dualarının izini sürerek gözyaşı akıtırsın şahitli zamanlara... Çöl gecelerinde, yalnız ve çaresiz, kimsesiz yetim yüreğinin dualarına karışır senin duaların, sonra buluşursunuz Hira'nın yalnızlığında...
ARAFAT: MARİFET VE KENDİNİ BİLME MAKAMI
Gün ağarırken çıkarsın yola, beyaz ırmağa karışıp akarsın Arafat dağının eteklerine doğru. Şimdi yitiklerini bir bir bulma zamanlarındasın. Kendine yürümelisin. Kendini bilmelisin. Nereden gelip nereye gidiyorum diye sorup, izzetini, irfanını, hikmetini, safiyetini, insanlığını, soylu ve erdemli hallerini tüm yitiklerini arayıp bulmalı marifete ulaşmalısın. Çünkü artık sen makamdasın. Bu makam marifet, buluşma makamı, kendini bilme, Rabbini bilme makamıdır.

34