Siyaset, silah, para, çıkar hepsi iç içe...

Kadın, çoluk-çocuk demeden Katil İsrail'in kanlı saldırıları her geçen gün sözde yapılan kağıt üstündeki ateşkese rağmen devam ediyor.
Filistinlilere saldıran İsrailli işgalcilerin eylemlerini bir an önce sonlandırılması çağrıları yapıladursun ama ortada 73 bin 269 resmi olarak kayıtlara geçen şehidimiz var.
Hani sözde ateşkes yapılmıştı, hani Gazze'nin imarı için her şey yapılacaktı... Ama ortada süren ABD-İran savaşı sayesinde ve yine sarı şeytan Trump'ın işgüzarlığıyla sürecin baltalandığını pek ala anlayabiliyoruz.


Evet İsrail ordusunun, Gazze Şeridi'nde yürürlükte olan ateşkese taş koyduğunu ve en ufak kendine yonttuğu bahanelerle Mazlum Filistin halkına bombalar yağdırıp, kurşunlar attığı bir dönem maalesef yine hızlanmış durumda...
Tam bu esnada AA'ya konuşan İsrail'in Gazze işgal alanı olan "Sarı Hat"tı batıya doğru genişlettiği Deyr Belah'ın sakinlerinden Saddam el-Luh'un şu açıklamalarına işinizi gücünüzü bir an olsun bırakıp, hayatın şu koşuşturmasından bir an olsun sıyrılıp şu sözleri okumanızı önemle rica ediyorum sizlerden; "Çok korktuk, üzerimize ateş açıldı, bombalar düştü.

Sabah uyandık ve sarı işareti gördük. Önce bizi Gazze'de bir bölgeden mahrum bıraktılar şimdi de ilerisi için bizi tahliye etmeye başladılar."
Ve yine ailenin bir diğer ferdi Fatma el-Luh da, "Ateşkes nerede hani Onlar o sarı taşları getirip burnumuzun dibine koyarken ateşkes nerede kalıyor Bir yandan bize ateş edip üzerimize füzeler yağdırıyorlar; uçaklar, helikopterler, bombalar üzerimize iniyor. Nerede kaldı bu ateşkes" sözleriyle üzerimize atılan ölü toprağının farkında mıyız mesajını yüzümüze vurdu...


Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.)'in şu hadis-i şerifini ne zaman hatırlayacağız... "Müslüman müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez."
Bakınız Gazze meselesi, Müslümanların onur meselesidir... Bu kanın durdurulması ve Gazzeli din kardeşlerimizin kendi topraklarında huzur içinde yaşamalarına vesile olmak da boynumuzun borcudur.


İster bu gerçeği kabul edelim, ister etmeyelim... İster kendi hayatımızın koşuşturması içinde boğulmaya devam edelim ama eğer bir mazlumun imdadına koşamayacak kadar da hayatımızda yalnızlaşıp bencilliğin ötesinde bir nefes almayı da tercih ediyorsak bu da bizim ayıbımız olacaktır.
Yine Luh ailesine kulak vermek istiyorum...
Kendisi ve ailesi için çok endişelendiğini belirten Luh, küçük bir kızı olduğunu ve sarı hatta gelmekten korktuğunu belirtti. Luh, nereye gideceklerini de bilemediklerini ifade ederek, şunları aktardı: