Yazar, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin ekonomik canlanma, kültürel tanıtım, turizm çeşitliliği, uluslararası markalaşma ve sanat erişimi sağladığını savunmaktadır. Bu görüşü, festivallerin festival düzenlenen şehirlerde somut bir etki yarattığını gözlemlemesine dayanarak öne sürmektedir. Ancak festivallerin sosyal ve ekonomik faydalarının sadece merkezi yönetim ölçeğinde mi, yoksa yerel ve bireysel düzeyde de adil şekilde dağıtıldığını görmek mümkün müdür?
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali, ilk durağı olan Şanlıurfa'da başladı.
Festival, 25 Nisan–3 Mayıs tarihleri arasında konserlerden sergilere, gastronomiden çocuk etkinliklerine uzanan geniş bir içerikle düzenlenecek. Üçüncü kez Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne ev sahipliği yapan, insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan Şanlıurfa, festival süresince tarihi mirası, güçlü kültürel dokusu ve zengin mutfağıyla ziyaretçilere çok yönlü bir kültür-sanat deneyimi sunacak.
Şanlıurfa'nın tarihi, kültürel ve arkeolojik zenginlikleriyle ülkemizin en önemli medeniyet merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da, "2021 yılında Beyoğlu'nda başlattığımız Türkiye Kültür Yolu Festivali, bugün 7 bölgede 26 şehre yayılan güçlü bir kültür hareketine dönüştü. Şimdi ise Şanlıurfa'da Kültür Yolu Festivali ile insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden birine ev sahipliği yapan bu kadim şehrin zengin mirasını kültür ve sanatla buluşturuyoruz." ifadelerini kullandı...
Şanlıurfa'mız, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, birbirinden özel sergilere ev sahipliği yapacak. Şehrin farklı noktalarına yayılan sergiler, tarih, sanat ve kültürel mirası bir araya getirerek her yaştan sanatseveri ağırlayacak.
2025 yılının "Aile Yılı" temasından ilhamla hazırlanan "Hâne" sergisi; aile, yuva ve nesiller arası bağları geleneksel İslam sanatlarının estetik diliyle ele alacak. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu'nda ziyaretçilerle buluşacak sergide; 13 hat, 17 seramik hat, 12 tezhip, 6 tarihi hat eseri, dijital eserler, geometrik desenlerden oluşan kandiller ve mermer işleme celî sülüs eser yer alacak.
Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu'nda sanatseverlerle buluşacak bir diğer sergi de Osmanlı dönemine ait kutsal emanetleri ve tarihi mirası ziyaretçilerle buluşturan "Osmanlı'nın Mukaddes Emanetleri" sergisi olacak. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide, İstanbul'daki önemli müze koleksiyonlarından seçilen Hüsn-i hat levhaları, Kâbe örtüleri, surre alaylarına ait eserler ve Kur'an-ı Kerim nüshalarından oluşan 57 eser yer alacak.
"Yaşayan Miras: Şanlıurfa Sergisi"nde ise, Hüsn-i hat, kaligrafi, tezhip, minyatür, katı, çini, cilt, seramik, porselen, ebru, ahşap işleri, sedef işleri, metal işleri, dokuma işleri, işlemeler, halı, kilim, tesbih, taş baskı, lüle taşı, taş işleri, bez bebek ve enstrüman yapımı gibi pek çok sanat ve zanaat unsuru bir araya getirilerek Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde ziyaretçilerle buluşturulacak.
Mehmet Akif İnan Konferans ve Sergi Salonu'nda yer alan "Pastelden Tarihe: Şanlıurfa Neolitik Dönemin Sanatla Yeniden Yorumu" sergisinde, lise öğrencilerinin Göbeklitepe, Karahantepe ve Nevali Çori gibi merkezlerden çıkan eserlerden ilham alarak hayata geçirdiği figürler, sanatseverlerin beğenisine sunulacak.
Türkiye Kültür Yolu Festivali, 2021'den bu yana Türkiye'nin kültürel mirasını ve markasını uluslararası alanda güçlendirirken, düzenlenen kentlerin ekonomisine, turizmine ve sosyal hayatına büyük katkı sağladığı bir gerçek... Bu etkinlikler bütünü için sadece bir festival gözüyle bakılıp yaptığı katkıları minimize ederek yorumlamak hakikaten büyük bir haksızlık olur...

24