Barut fıçısında ABD'nin kan kaybeden hegemonyası...
SELMA SAVCI
28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail İran savaşı 17. gününde sürüyor. Savaşın yayılması, Körfez ülkelerini içine alan bir ateş çemberine dönüştürürken,Hürmüz Boğazı'ndaki kriz de tırmandıkça bölge ülkelerini tehdit etmeye devam ediyor. Malumunuz dünyanın haydutu olanABD ve başkanı Sarı Şeytan her daim ortalığı yangın yerine çevirmek için canhıraş mücadele ediyor.Daha düne kadar ismini sadece duyduğumuz ama işlevsel olarak ne anlam ifade ettiğini çok da bilmediğimiz Hürmüz Boğazı gerçeğini şimdi daha da derinlemesine analiz ediyoruz her saat başı haber bültenlerinde...
ABD Başkanı Trump, Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişlerinin devam etmesi için NATO müttefiklerinin desteğini beklediğini, aksi durumda NATO ülkelerini kötü günlerin beklediğini söyleyerek açıkça tehdit etmişti.
Öncelikle NATO ülkeleri son olarak Mart 2024'te İsveç'in de katılımıyla 32 üyeye ulaştı. Bu üye ülkeler arasında ülkemiz Türkiye de mevcut.
Tabii bu süreçte ABD Başkanı Trump'ın İran'a Netanyahu'nun kışkırtmalarıyla saldırması sonrası ciddi bir maddi zarara uğradığını da söylemek lazım.
ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının ilk 14 gününde, radar sistemleri, uçaklar ve İHA'lar dahil olmak üzere yaklaşık 3,84 milyar dolarlık askeri ekipman kaybettiği ortaya çıktı.
Ve yine ABD'li yetkililer CBS News'e yaptıkları açıklamada, 11 adet M-9 Reaper İHA'nın da düştüğünü doğrularken, bu zararın da toplam yaklaşık olarak 330 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Irak'ta düşen yakıt ikmal uçaklarından tutun da Kuveyt'te hava üslerinde F15 Eagle tipi savaş uçaklarına kadar ciddi şekilde yara alan bir ABD olduğunu da söylemek lazım. Evet süper güç olarak her daim pompalanan bir ülkeden bahsediyoruz. Ve yine bu ülkenin herkese karşı ciddi anlamda saldırdığına düşünürsek, bu rakamların şu ekonomik anlamda sıkışan bir dünya senaryosunda hiç de yabana atılacak rakamlar olmadığı kanaatindeyim.
Bugün Epstein rezaletini perdelemek için elinden geleni yapan Trump'ın aslında sıkışan bir senaryoda daha da saldırganlaşması mümkün gibi gözüküyor.
NATO'yu açıkça tehdit eden Trump'a haliyle NATO'nun güçlü ülkelerinden net ve keskin cevaplar gelmeye de başladı doğal olarak. Öncelikle, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, bu uyarının ardından açıklamada bulundu. Ülkesinin daha geniş çaplı bir savaşa dahil olmayacağını belirten Starmer, "İngiltere'nin önceliği, bölgedeki vatandaşlarını korumak ve kendisi ile müttefiklerini savunmak için gerekli adımları atmak. Gerekli önlemleri alırken, savaşın mümkün olan en kısa sürede sona ermesini istiyoruz" ifadelerini kullandı.
ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına katılmayacağını defalarca dile getiren Almanya'dan da peş peşe yanıt geldi. Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, ülkesinin Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve İran'a yönelik saldırılar bağlamında uluslararası bir askeri operasyona katılmayacağını yineledi.
Wadephul, ARD televizyonunda yayınlanan "Bericht aus Berlin" programında yaptığı açıklamada,Almanya'nın söz konusu çatışmanın aktif bir parçası olmayacağını vurgulayarak, "Yakında bu çatışmanın aktif bir parçası olacak mıyız Hayır." dedi.
Alman hükümetinin bu konudaki tutumunun net olduğunu belirten Wadephul, bu yaklaşımın Başbakan Friedrich Merz ve Savunma Bakanı Boris Pistorius tarafından da açık şekilde dile getirildiğine işaret etti.
Almanya Hükümet Sözcüsü Stefan Kornelius, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ilişkin, "Bu, NATO'nun savaşı değil. NATO, bir savunma ittifakıdır. Alman hükümeti de ittifakın yetki alanını ve bu savaşa katılım konusundaki kendi pozisyonunu net şekilde değerlendirmelidir" yorumunda bulundu.
Yunanistan Hükümet Sözcüsü Pavlos Marinakis, Yunanistan'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı açmaya yönelik planına dahil olmayacağını belirtti. Marinakis, "Yunanistan'ın Hürmüz Boğazı içindeki operasyonlara katılması söz konusu değildir" dedi.
Her ne kadar olayları kendi penceresinden yorumlayıp ABD halkının gözünde bir halk kahramanı olma yolunda ilerlemek isteyen Sarı Şeytan ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın çok yakında tekrardan geçişlere açılacağını düşündüğünü belirterek,"İran'ın balistik füze saldırıları yüzde 90, dron saldırıları yüzde 95 düştü" dedi. Trump ayrıca, "Hark Adası'nda kelimenin tam manasıyla her şeyi yok ettik"ifadelerini kullanmıştı.
ABD'nin müttefiklerini Hürmüz Boğazı'ndaki operasyonlara katılmaya ikna çabalarına da değinen Trump, "Ekonomileri bizimkinden çok daha fazla Hürmüz Boğazı'na bağlı olan ülkeleri güçlü bir şekilde teşvik ediyoruz. Biliyorsunuz, biz petrolümüzün yüzde 1'inden azını bu boğazdan alıyoruz ama bazı ülkeler çok daha fazlasını alıyor. Japonya yüzde 95, Çin yüzde 90, birçok Avrupa ülkesi de oldukça fazla oranda alıyorlar. Güney Kore yüzde 35'ini alıyor. Bu nedenle gelip, boğazın güvenliğini sağlama konusunda bize yardım etmelerini istiyoruz" dedi.

21