Günümüzde birçok insanı önlenebilir hastalıkların pençesinde kıvrandıran maalesef ki hazır ve hızlı yemek kültürüdür. Son zamanlarda dünyanın her yerinde gördüğümüz geleneksel mutfaklara dönüş çabası küresel bir uyanışın ayak sesleridir.
Bilhassa yurtdışı ziyaretlerimde Türk Mutfağı'nın yeteri kadar ve hakkıyla tanınmadığının daha çok farkına vardım. Küresel bir bilinirlik kazanmış olan kebap ve baklava mutfağımızın özü olarak tanınıyor. Oysamutfağımızın özellikle fast-food kültürüne meydan okuyan ve dünyada yükselen gastronomi eğilimleriyle birebir örtüşen çehresinin herkesçe bilinmesi gerektiğine inanıyorum. Bu amaçla, ülkemizin başarılı şefleri ve önde gelen gastronomi ve tarih araştırmacılarıyla el ele vererek bu kitabı hazırladık.
Kitapta sadece basitçe reçeteleri değil, pişirmeden saklamaya kadar sağlıklı bir mutfağın bilgeliğini de paylaştık. Turşular ve sirkeler gibi doğal yolla işlenip insana şifa olan birçok ürünün sırrını verdik. Kalan her bir parçanın kullanılarak başka bir ürüne nasıl dönüştüğünü ve atık üretmeyen bir mutfağın nasıl bereketlendiğini gösterdik. Bu topraklarda yetişen hububatlar, meyve ve sebzeler kendilerine has yetiştirme ve toplanma usullerine varıncaya kadar son derece kıymetli bir hazinedir. Tüm bunların kitapta işlenmesi, Türk Mutfağı'nın sağlıklı, atıksız ve geleneksel karakterinin öne çıkarılması adına mütevazı bir adımdır. Lezzetli olduğu kadar irfan dolu bu sofralara yaptığımız davetin, dünyadaki öze dönüş yolcuğuna katkı sunacağına inanıyorum. Asırlardır sofralarımızı şenlendiren reçetelerin tüm dünya için şifa ve afiyet kaynağı olmasını diliyorum."

38