Sadece cephede değil sofrada da savaş olur

GÜZELLER güzeli dünyamızda 8 milyarı aşkın bir nüfusla yaşamaya çalışıyoruz.

Yaşamaya çalışıyoruz diyorum çünkü bu kalabalık kadro olarak tüm dengeleri bozmakla hayli meşgulüz. Doğa katliamı, sanayileşme, küresel ısınma derken bu çağda ne yazık ki savaşlara şahit olmaya devam ediyoruz. Eğer sıcak savaşın içinde değilsek ve kafamıza bombalar yağmıyorsa 8 milyar kişi aslında her gün tek bir ortak amaç için uğraşıyoruz. Yemek yemek, yani beslenmek...

Oysa bu kalabalık nüfusu besleyen tarım sistemi hiç de sandığımız kadar sağlam değil.

Tam tersine birkaç kritik girdiye sıkı sıkıya bağımlı.

Enerji, gübre ve lojistik.

Bu üçünden biri bile sarsıldığında zincir kırılmaya başlıyor.

Nasıl mı, haydi gelin ayrıntılarına bakalım...

Savaşlar konuşulurken ilk bakılan yer petrol fiyatlarıdır. Piyasa ekranları açılır, Brent kaç dolar oldu diye bakılır. Oysa İran'daki savaşın gerçek etkisi yalnızca petrol piyasasında değil küresel tarımın maliyet yapısında hissedilecek.

Haberin Devamı

Çünkü modern tarım üç kritik girdiye dayanıyor: enerji, gübre ve lojistik. İran çevresindeki savaş ise tam olarak bu üç damarın kesiştiği noktayı etkiliyor.

ENERJİ

Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'si her gün Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyor. Bu oran günlük yaklaşık 20 milyon varil demek. Küresel enerji piyasasında böylesine dar bir geçit üzerinden geçen bu hacim, herhangi bir askeri gerilimde fiyatların hızla yukarı gitmesine neden oluyor. Nitekim enerji piyasalarını izleyen Uluslararası Enerji Ajansı hesaplarına göre petrol fiyatındaki yüzde 10'luk bir artış, tarım üretim maliyetlerini ortalama yüzde 2-3 artırıyor.

Tarım aslında büyük ölçüde enerji ekonomisine bağlı bir sektör. Traktörler motorin ile çalışır. Sulama sistemleri elektrik tüketir. Hasat edilen ürün binlerce kilometre öteye araçlarla taşınır. Özetle, enerji pahalandığında tarım da pahalanır.

GÜBRE

Bugün dünyada kullanılan azotlu gübrenin üretimi büyük ölçüde doğalgaza dayanıyor. Enerji fiyatları yükseldiğinde gübre üretim maliyetleri de hızla artıyor. Nitekim küresel tarım piyasalarını izleyen Dünya Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) verilerine göre son büyük enerji şokunda azotlu gübre fiyatları bir yıl içinde yüzde 80'e yakın artmıştı. Gübre pahalandığında çiftçinin önünde iki seçenek kalıyor. Ya maliyete katlanmak ya da daha az gübre kullanmak. Çoğu zaman zaman ikinci şık tercih edilir. Bunun sonucu ise doğrudan verimde azalma olarak görülür. Yine FAO'nun hesaplamalarına göre gübre kullanımındaki yüzde 10'luk düşüş, tahıl veriminde ortalama yüzde 3-5 kayba yol açabiliyor.

Haberin Devamı

Bu da küresel üretim açısından devasa bir rakam demek. Dünyada buğday üretimi yılda yaklaşık 800 milyon ton. Verimde yalnızca yüzde 3'lük bir düşüş yaşansa piyasadan 24 milyon ton buğdayın eksilmesi anlamına geliyor. Bu miktar neredeyse Türkiye'nin yıllık buğday tüketimine yakın.