Petrol şoku ve Fed denkleminin Türkiye'ye etkileri ne olur...

DÜNYA ekonomisi tam da "yumuşak iniş" senaryosuna inanmaya başlamışken Ortadoğu'dan gelen yeni gerilim dalgası bütün hesapları yeniden bozdu.

Kızıldeniz ve Hürmüz hattında artan güvenlik riskleri, enerji piyasalarını bir kez daha alarma geçirirken Brent petrolün varil fiyatının 100 dolar eşiğini aşması, yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil küresel para politikasını da doğrudan etkileyecek yeni bir sürecin kapısını araladı.

Çünkü petrol artık sadece bir emtia değil; enflasyonu, faizleri, büyümeyi ve sermaye hareketlerini aynı anda belirleyen en önemli değişkenlerden biri haline geldi. Küresel piyasalar uzun süredir ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine başlayacağı tarihi konuşuyordu. Ancak enerji fiyatlarında yaşanabilecek kalıcı bir yükseliş, bu beklentileri ciddi biçimde değiştirebilir.

Petrol fiyatlarındaki her sert artış, önce üretim ve taşımacılık maliyetlerini yukarı çekiyor, ardından raflardan hizmet sektörüne kadar geniş bir alana yayılarak enflasyonu besliyor. Fed'in en çok çekindiği konu da tam olarak bu "ikinci tur etkiler." Enerji kaynaklı maliyet artışlarının ücretlere ve genel fiyatlama davranışına yayılması halinde, enflasyonun yeniden kalıcı hale gelme riski ortaya çıkıyor.

Haberin Devamı

Bu nedenle petrolün uzun süre 100 doların üzerinde kalması, Fed'in planladığından daha geç ve daha sınırlı faiz indirimi yapmasına yol açabilir. Aynı tablo Avrupa Merkez Bankası için de geçerli. Son aylarda dillendirilen "faiz indirim döngüsü" yerini yeniden "daha uzun süre yüksek faiz" söylemine bırakabilir.

Bunun küresel ekonomi açısından üç önemli sonucu var.

Yüksek ABD faizleri doların cazibesini artırıyor. ABD tahvillerinin getirisi yükseldikçe küresel fonlar gelişmekte olan ülkelerden çıkarak yeniden güvenli limanlara yöneliyor. Bu durum gelişmekte olan ekonomilerin dış finansmana erişimini zorlaştırıyor.

Enerji maliyetlerindeki artış sanayi üretimini ve lojistik zincirini baskılıyor. Kızıldeniz'de yaşanan aksaklıklar navlun fiyatlarını yukarı iterken, yüksek petrol fiyatı fabrikadan market rafına kadar bütün maliyet zincirini etkiliyor. Sonuçta büyüme yavaşlıyor, enflasyon ise yüksek kalıyor. Ekonomistlerin "stagflasyon riski" diye tanımladığı tablo yeniden gündeme geliyor.

Haberin Devamı

Merkez bankalarının manevra alanı daralıyor. Faiz indirmek büyümeyi desteklerken enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor; yüksek faiz ise enflasyonu kontrol altında tutsa da ekonomik aktiviteyi baskılıyor.

Petrol şoku bu dengeyi daha da kırılgan hale getiriyor.

TÜRKİYE'YE ENFLASYON VE CARİ AÇIK BASKISI

TÜRKİYE gibi enerjide dışa bağımlı ve dezenflasyon sürecini yöneten bir ekonomi için petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması ve küresel faizlerin yüksek kalması enflasyon ve cari açık açısından "çifte baskı" anlamına geliyor.