Misafiri önce duygu karşılar

Kabul, önce gönülde başlar. Sonra duygular selâmlar sizi. Ve sonra samimiyet, dürüstlük çiçek çiçek kelimelerde, davranışlarda hayat bulur ve müjdelenen ahlâk gelişir.

'İlgi' hayatın her aşamasında insana iyi gelir. ocuğu, genci, yaşlısı yoktur ilginin.

Nur medreselerinde sizi oraya çeken şey, samimî 'ilgi'dir. İlgi, bu ortamları cennet atmosferine dönüştürür. Buralarda Allah için sevmenin, ilginin olağanüstü tesirini görür insan. Bu yüksek ilgi nice insanı hakikatlerle buluşturur ve dava adamı yapar.

Adı konmamış muhteşem insan ilişkileri vardır Nurun mekânlarında. Irkları, renkleri, kültürleri, statüleri farklı nice insan birbirinin meziyetleriyle iftihar eder, birbirine ders müzakeresinde zeki muhatap olur ve kan kardeşten daha öte temeli İlâhî olan bir ilişki gelişir.

Geçenlerde Nur talebesi gençlerimizden birisi anlattı: "Hocam, farklı bir şehre misafir olmuştuk, akşam Nur medresesinde ders var gidelim dediler, gittik. Bir şeyler okundu. Sonra arada çaylar içildi. Sonra yine bir şeyler okundu ve insanlar dağıldı. Ortamda öyle dişe dokunur selâm sabah, ilgi alaka, sohbet, tanışma, teselli, haberleşme gibi hiçbir insanî temas olmadı. Ben de kimseyi tanımadığım için birkaç atak yaptım, ama muhabbet gelişmedi. Ciddi anlamda sıkıldım. Anladım ki, ortamı verimli, dinlenir hale getiren şey, samimî insan ilişkileridir. İnsan ilişkileri olumsuzsa okunan konunun bile bir etkisi olmuyor. Medreselerde önce ihlasın, uhuvvetin, muhabbetin yaşıyor olması gerekir. Oysa daha önce bir arkadaşımla gittiğimiz yine farklı bir şehirdeki Risale-i Nur sohbetinde, daha birinci ders başlamadan her dışarıdan gelen, sağdan başlayıp bir bir tokalaşıyor ve kısa bir tanışma faslı geçiyordu. Sonra da ders başlıyordu. Siz ortama yeni gelen birisi olarak, derse kadar en az sekiz on kişi ile tanışmış oluyorsunuz. Böylece yabancılığınız kalkıyor ve derse alıcılarınız açılıyor."