Hayatımıza dokunan "insanlar"

İnsan, ne çok insanla yaşar hayatı.

Şefkatli anne kucağı, merhametli baba sıcaklığı ve hayatı öğreten kardeşlerle başlayan insan ilişkileri yine kucağına alıp birilerinin kabre koymasına kadar ne çok insan dokunur insanın hayatına. Kimi düşürür, kimi düşünce ayağa kaldırır. İtiş kakış böylece sürer gider günler. Kimini severiz, kimi zorlar hayatımızı, kiminin varlığı engeldir, kimi ise yolumuzu açar. Hepsinin bir karşılığı vardır hayatımızda. "Keşke tanımasaydım," "iyi ki hayatımdasın" dediklerimizle tamamlanır noksan- lıklarımız. Hakikatte zorluk çıkaranlardır bizi yarınlara hazırlayanlar. Zira zahmet rahmeti barındırır içinde.

Bir insanın gelişme dönemine kadar ne çok insanın etkisi vardır kollarının altında. Ne çok dualar vardır kendisinin bile bilmediği, düşünmediği. Ne çok emekler, fedakârlıklar vardır o büyürken, yürürken. Ne çok insan dokunmuştur hayatına görünmeden. Ne çok insan maddî-manevî katkı sunmuştur bir insan yetişirken ardından. Ne çok insan sevmiştir uzaktan uzağa, iftihar etmiştir için için, ama biz o kişileri anarken, 'eski zamanlar' deyip geçiveririz. Belki de çoğunu unutmuşuzdur. Meselâ öğretmenlerimiz, ne çok değerlidir varlığımız için. Cebimizde para olmadığı için bizi anlayan ve 'geç evlâdım geç' deyiveren dolmuşçu amca, her yaramazlık yaptığımızda bizi bir kez daha affeden rahmetli Ulviye Teyzeler, cebine bir bisküvi paketi akıp, bir bardak çay eşliğinde bize bir de önemli sohbet ikram eden unutulmaz Ömer Hocalar, ne zaman fakülteden gelse aramıza katılırken yüzü gülen, kalbi sıcacık Kenanlar, Şahinler, İbrahimler, Hüseyin Ağabeyler... Onlar ısındırdılar bizi bu nurlu camiaya. Onlar nasıl unutulur

Harf harf Kur'ân'a kalbimizi ısındıranlar, kelime kelime Müslümanlığı hayatımıza kazıyanlar, ilmek ilmek nezaketi, doğruluğu ruhumuza dokuyanlar, davranışlarında, duruşlarında sevgiyi, saygıyı müşahede ettiğimiz kahramanların hangi birisini sayalım