Sokaklarında yürümenin zevk verdiği, zaman zaman Ortaçağ tadını yakaladığım Nürnberg şehrindeyim.
Sinemanın sınır tanımayan dili, tam 30 yıldır Almanya ile Türkiye arasında kurulan güçlü köprülerden birine hayat veriyor.
Festivalin 30'uncu yılı, 27 Şubat-3 Mart tarihleri arasında düzenleniyor.
Nürnberg Türkiye-Almanya Film Festivali, yalnızca filmleri değil, iki toplum arasındaki diyaloğu, hafızayı ve ortak üretimi de büyütmeye devam ediyor.
Festivalin kurucusu Adil Kaya ile bu yılki etkinliğin detaylarını, sanatın birleştirici gücünü konuştuk.
◊ Zülfü Livaneli'nin hayatını anlatan, Nebil Özgentürk imzalı belgeselin uluslararası ilk gösterimi Nürnberg'de olacak. "Livaneli" filminin İstanbul'dan sonraki ilk durağı Nürnberg. 30'uncu yıla yakışan Zülfü Bey'in bir armağanı.
Haberin Devamı◊ Festivalin ilk yılından, yani 1992'den bu yana amacı, kültür ve sanat üzerinden insanları buluşturmak. Özellikle farklı kültürlere ve farklı düşünen insanlara karşı önyargıları kırmak.
◊ Türkiye'den sanatçılarımızın, sinema dünyasının festivale verdiği destek gerçekten çok güçlü.
◊ 1992'den günümüze, festivali anlatan bir kitap yayımlanmışlar. 320 sayfa. İyi bir kitap çıkmış ortaya. Anlat anlat bitmiyor: "Çok Uzaklardan Geldik." Uğur Yücel gibi festivali yakından tanıyan Türk ve Alman sanatçılar yazılar yazmışlar; anılar, hikâyeler, bir festival tarihi. Zevkle okunan bir kitap. Festival devam ediyor.
◊ Nürnberg'de gerçekleşen festivalin programı, müzik performansları ve söyleşilerle zenginleştiriliyor. Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali Yöneticisi Ayten Akyıldız'ı da unutmamak gerekiyor.
Türkiye'deki festivalleri, iyi takip ediyor. Festival onunla daha da güçleniyor.
Edebiyat uyarlamaları çok satıyor!
Orhan Pamuk'un "Masumiyet Müzesi" romanı, dizi uyarlamasının yayına girmesiyle, yeniden çok satanlar listesine girdi. Dizinin etkisiyle artan satışlar, kitabın stoklarını tüketmiş durumda. Ayrıca da Çukurcuma'daki müze de yoğun ziyaretçi akınına uğramış. Maggie O'Farrell'in çok satan romanı "Hamnet" de çok satanlarda çünkü filmini izleyen kitapçılara koşuyor.
Haberin DevamıGülün Açtığı Gece
Başak Sayan'ın beklenen yeni romanı yayımlandı.
Başak, edebiyatı felsefe, psikoloji, tarih ve mistisizm ile harmanlıyor. "Bağlanma Korkusu", "Kelebeğin Kaderi", "Ölü Kuşların Sessizliği" ve tasavvufla kuantum fiziğini buluşturduğu romanı "Nigâhdar" ile geniş bir kitleye ulaşan Sayan, yeni kitabı "Gülün Açtığı Gece" ile çıtayı daha da yukarı taşıyor.
İthaki Yayınları etiketiyle yayımlanmış romanda, dünyayı sarsacak bilimsel bir keşfin eşiğin-deyken labora-tuvarı saldırıya uğrayan Şirin Özdemir'in kendini temize çıkarmak ve Hallâc-ı Mansûr'un kayıp elyazmalarının izini sürmek için Profesör Algan Ataman ile atıldığı macera anlatılıyor.
Bir devir böyle geçti
Aren Şenorkyan, 2002'den bu yana İnkılâp Kitabevi bünyesinde sürdürdüğü yolculuğu geçen hafta itibarıyla noktaladı.
Türkiye'nin en köklü yayınevinin tarihinde çeyrek asra yakın çalışmak, sabırlı ve tecrübeli olmayı gerektiriyor. Aren'in babası da kitapçıydı.
Aren'in ayrılık mektubu tam da onu özetliyor:
"Eski kitapçı ve rahmetli babam Onnik Şenorkyan'ın dediği gibi 'Başlangıcı olan her şey bil ki o anda bitmiştir.' Hayatımı bu cümle şekillendirdi. Öncelikle bana bu şansı veren sayın Arman Fikri'ye ve tüm yönetim kurulu üyelerine ve 24 yılımı acısıyla tatlısıyla beraber geçirdiğim çalışma arkadaşlarıma ve bana gösterdikleri sabra, inanca teşekkür ederim. Ara Abi'nin dediği gibi: Bir devir böyle geçti, kalanlara selam olsun."

5