Altın Portakal'da her film bir hikâye

Altın Portakal bu yıl da bana sinemanın yalnızca film izlemekten ibaret olmadığını hatırlattı.

Her film başka bir hayatı, başka bir duyguyu ve farklı bir yüzleşmeyi beraberinde getirdi.
Günler boyunca peş peşe izlenen filmler, sinema üzerine yapılan sohbetler, dostlarla paylaşılan anlar ve Antalya'nın atmosferi bu yolculuğu benim için özel kıldı.
Bazen bir filmden çıkıp üzerine uzun uzun konuşmak, bazen de yeni bir film için yeniden salona koşmak... Festivalin en güzel tarafı da buydu.


Sinemanın birleştirici gücüyle güzel anılar biriktirerek Antalya'dan ayrıldım.
* Bu yıl izlediğim filmler arasında geçmişle hesaplaşmayı ve vicdanı sorgulatan "Hakikatin Ölümü", Mert Fırat ve Mehmet Günsür'ün oyunculuklarıyla dikkat çekti. Hüseyin Karabey'in yönettiği film, adalet duygusu ve insanın geçmişiyle yüzleşmesinin zorluğu üzerine düşündürdü.
* "Tatlı Maya", Biket İlhan'ın yönetmenliğinde insan sıcaklığını ve dayanışmayı öne çıkaran filmlerden biriydi. Suriyeli genç Rana'nın bir fırında doğum yapması ve Nazan'ın ona sahip çıkması, önyargıların arasında filizlenen güzel bir insanlık hikâyesine dönüşüyor. Ayça Bingöl, Cansu Tosun, Suna Yıldızoğlu ve Emre Altuğ'un yer aldığı filmde kadın dayanışması özellikle etkileyiciydi. Görüntüleriyle de beğenimi kazandı.
* "Selma", Emre Kavuk'un yönetmenliğinde sosyal medya dünyasının şöhret arzusunu ve görünür olma çabasını sorguluyor. Sumru Yavrucuk, Şifanur Gül ve Nilsu Yılmaz'ın rol aldığı filmde üç genç kadının Alzheimer hastası Selma'yı içerik malzemesine dönüştürmesiyle başlayan hikâye kontrolden çıkıyor. Dijital dünyanın insan ilişkileri üzerindeki etkisini düşündüren bir yapım.
* "Elisa", Sinan Sertel'in imzasını taşıyan, nükleer felaket sonrasında hayatta kalmaya çalışan insanların hikâyesini anlatan distopik bir film. Çankırı Tuz Mağarası'nın mekân olarak kullanılması, filmin karanlık ve gizemli atmosferini güçlendiriyor. Ekin Türkmen, Berfu Öngören, Cemil Büyükdöğerli ve Mehmet Çepiç oyuncu kadrosunda yer alıyor.
* "Düğün Şarkıcısı", Yasemin Sakallıoğlu'nun sahne enerjisini sinemaya taşıdığı bir film. Yiğit Özşener, Hande Doğandemir ve Mehmet Korhan Fırat'ın da rol aldığı yapımda müzik ve konser duygusu zaman zaman sinemanın önüne geçiyor. Yasemin'in yeteneği tartışılmaz; ancak daha güçlü bir kurgu ve sinema diliyle çok daha etkili bir film ortaya çıkabilirdi.
* "Bir Anne Hakkında", Büşra Bülbül'ün yönettiği, hasta eşini hayatta tutmaya çalışan Sibel'in mücadelesi üzerinden aile bağlarını ve çaresizliği sorgulayan bir yapım. Sevda Erginci'nin başrolde olduğu film, insanın sevdiği birini kurtarmak için ne kadar ileri gidebileceğini düşündürüyor. Duygusu güçlü olsa da daha yenilikçi bir anlatım filmin etkisini artırabilirdi.
* "Taş ve Tüy", oğluna kavuşmak için mücadele eden güçlü bir kadının hikâyesiyle beni etkileyen filmlerden biri oldu. Ragıp Türk'ün yönettiği filmde Melda Tuzluca'nın oyunculuğu özellikle öne çıkıyor. Umudu, anneliği ve direnme gücünü anlatan yapım, festivalde sevdiğim filmler arasına girdi.
* "Ölü Arının İğnesi", Aydın Orak'ın edebiyattan beslenen anlatımıyla dikkat çekiyor. İki aylık bebeklerini trajik biçimde kaybeden Yusuf ve Ayşe'nin yaşadığı büyük acıyı izlerken insan ister istemez suçluluk, vicdan ve aile olmanın anlamı üzerine düşünüyor. Cansel Elçin, Zeynep Tuğçe Bayat, Tim Seyfi ve Ali Congun'un rol aldığı film, içsel hesaplaşmaları ve gizemli atmosferiyle izleyiciyi kolay kolay bırakmıyor. Bu arada Nilüfer Açıkalın'a bir hakim rolü çok yakışmış. Pelin Batu ve Görkem Yeltan'ın filmdeki doktor halleri de çok inandırıcı.

Haberin Devamı


* "Artakalan", Yeşim Ustaoğlu'nun insanın kendi yaralarıyla yüzleşmesini ve hayata tutunma çabasını anlattığı etkileyici filmlerden biri. Öykü Karayel, Metin Akdülger ve İlyas Salman'ın yer aldığı yapımda tükenmişlikler, kırgınlıklar ve yeniden başlama cesareti öne çıkıyor. Özellikle çocuk karakter Selim'i çok sevdim. Onun varlığı hikâyeye ayrı bir sıcaklık katıyor.