Türkiye'nin aradığı teröristi, batılılar el üstünde tutuyor

Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği, 2015/1929 sayılı kararıyla Suriye-Afrin doğumlu Ferhat Abdi Şahin (Kod adı Mazlum Kobani) hakkında yakalama kararı çıkarmıştı. Gerekçesi İnterpol'ün kırmızı bülteninde "Şüpheli hakkında silahlı bölücü terör örgütü yöneticisi olması, uzun süredir ülkemiz dışında olup, bu zamana kadar yakalanmaması dikkate alınarak dosya içeriğiyle hakkında tutuklamayı gerektirecek deliller bulunduğu dikkate alınarak yokluğunda tutuklanmasına" diye belirtildi.

Suriye konusu gündeme geldiğinde, ön planda PKK'lı "Mazlum Kobani" çıkıyor. Son olarak Almanya'nın Münih kentinde yapılan Münih Güvenlik Toplantısı'na kravatlı olarak katıldı. Bu kişi, Şemdinli'nin Aktütün karakolunun basılıp 15 askerimizin şehit edilmesi, 28 askerimizin yaralanmasıyla sonuçlanan eylemin planlayıcısı. Şimdi de "PKK'lı diplomat" olarak güvenlik toplantısına katılmıştı. Elinde Türk askerinin kanı olan bu teröristin batılılar tarafından muhatap alınmasını Zafer Partisi (ZP) Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ tepkiyle karşılıyor.

DÖNÜŞTÜRÜLEN SURİYE Mİ, PKK MI

Özdağ, yalnız iç siyaseti değil, komşu ülkelerdeki gelişmeleri de yakından izliyor, uzmanlarla bir araya gelip değerlendiriyor. Suriye'de başta Türkiye'nin lehine gibi yorumlanan bazı konular, Özdağ'a göre şekil değiştiriyor. Hatta ülkemiz aleyhine dönüşmeye başladığını öne sürüyor.

Suriye'de PKK ve PKK'nın Suriye kolu olan YPG'lilerin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) yok olduğu izlenimi verildiğini öne süren Ümit Özdağ, bu konudaki iddiasını şöyle dile getirdi:

LÜBNANLAŞMA VE HİZBULLAHLAŞMA

"Türk milletine, Suriye'de 'PKK-YPG de ortadan kayboldu' gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Oysa dönüşen PKK-YPG değil, Suriye devleti PKK-YPG'nin istekleri doğrultusunda dönüştürülüyor. Suriye Lübnan'laşırken, PKK-YPG de Suriye'de Hizbullah'laşıyor. Bunun kurumsal çerçevesi oluşturuluyor.

Bu noktada tek tek saymak istiyorum: 1-PKK-YPG silah bırakmıyor, güçlerini dağıtmıyor, 2- Emir komuta zincirini muhafaza ediyor. 3-Savunma Bakanlığı'na tugay tugay entegre oluyor. 4- Asayiş yapısı ve yöneticilerini koruyor. 5- PKK'nın, YPG'nin çekildiği ve Suriye ordusunun girdiği alanlardan, Suriye ordusu geri çekiliyor. 6- Bu alanların güvenliği 'yerel güvenlik' gücü adı altında PKK'ya, eskiden PKK'ya çalışan yapılara bırakılıyor.

SINIRI PKK'LILAR KORUYACAK

Türkiye'ye şöyle anlattılar, 'PKK dar bir alana çekildi, Suriye ordusu geri kalan bölümü kontrol altına aldı.' Hayır, bu geçiciydi, kontrol altına aldı ve çekildi. Şimdi o bölgede eski yapı kalmaya devam ediyor. Haseke kent merkezinde Araplar çoğunlukta olmasına rağmen PKK-YPG'li bir vali atandı. Haseke'nin Arap halkı buna isyan ediyor.

Sınır güçlerinin de sınırların da yerel halktan oluşturulacak güçlerle savunulacağı tespit edildi. Bu ne demek Türkiye sınırında PKK-YPG'liler olacak demek. Bu arada Irak'tan çatışmalar sırasında Suriye'ye gelen PKK'lılar dönmedi. Geri yollanacakları belirtilmesine rağmen Suriye'de kaldılar. Türk halkına yönelik bir algı operasyonu yapılıyor. Biz de Zafer Partisi olarak bu algı operasyonuyla mücadele edeceğiz."

KAMUOYU ARAŞTIRMALARI NE DİYOR

Kamuoyu yoklamalarında Zafer Partisi'nin oy oranı 3-5 arasında yer alıyor. Bu konuyu Ümit Özdağ'a hatırlattığımda şunları söyledi:

"Şimdi Zafer Partisi'nin anketlerde nasıl göründüğü ile ilgili şunu söyleyeyim: 1-Türkiye'de bilimsel anket ve siyasetten arınmış anket sayısı çok az. Türkiye'de anketler, anketin finansmanını yapan partinin talepleri doğrultusunda şekilleniyor. 2- Türkiye'de anketler büyük ölçüde telefonla yapılıyor. Telefonla anketi yapan her şirketin elinde Türkiye'yi temsil kabiliyeti olacak şekilde Edirne'de, İstanbul'da, Hakkari'de, Sinop'ta telefon numaraları var.