Suriye'de; yeni yönetimin iş başına gelmesiyle ülkemizde güvenlik tehdidi riskinin tam olarak ortadan kalktığı söylenemez. PKK başı Abdullah Öcalan'ın 1979'da Türkiye'den kaçıp Suriye askerinin kontrolündeki Lübnan'ın Bekaa Vadisi'ne yerleştiği dönemde YPG'nin de temeli atıldı.
Dönemin Suriye lideri Hafız Esad, ülkesi için bir rakip, Arap milliyetçiliği ideolojisi bağlamında hasım olarak öne çıkan Türkiye'ye karşı PKK ve halk arasındaki adıyla "Apocular" hareketini koz olarak kullandı, örgüte alan açtı. Bu süreçte çok sayıda Suriyeli Kürt, PKK'ya katıldı. Bölücü örgütün ülkemizde yaptığı eylemlerin içinde hep Suriyeliler bulundu. "Bahoz Erdal" gibi bilinen komutanları arasında çok sayıda Suriyeli yer aldı.
İSTİHBARATÇI "AĞA"
Öcalan konusu Ankara ve Şam arasındaki ana gerginlik konusu oldu. Diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalmasının ardından dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel 1998'de TBMM yasama yılı açılış konuşmasında Türkiye'nin "sabrının taşmak üzere olduğunu" belirtti. Bu konuşma, Suriye'ye örtülü bir savaş tehdidiydi. Tanklar Suriye sınırına götürülmüştü. Türkiye'nin bu hamlesinin ardından, Hafız Esad rejimi geri adım attı.
Abdullah Öcalan'la, Suriye Devleti arasındaki ilişkiyi "Ağa" kod adlı istihbaratçı Mervan Zirki yürütüyordu. 1998'de, Öcalan'a Suriye'den çıkması gerektiğini tebliğ eden de yine "Ağa" olmuştu. Öcalan ayrıldı ama Türkiye'nin tüm çabalarına rağmen, Suriye PKK'nın arşivini vermedi. Suriye'den sorumlu dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, dönemin Özel Kuvvet Komutanlığı görevlilerinden L.G., iki ülke arasında PKK bağlantılı birçok sorunu çözüme kavuşturdu.
"HEZİMET" İDDİALARI BOŞ
Suriye'de merkezi hükümet ile SDG/YPG arasında yaşanan son gelişmeler Türk siyaseti ve kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Toplum Çalışmaları Enstitüsü'nün "SDG/YPG'nin Geçmişi, Bugünü ve Geleceği" konulu araştırmasını Burçin Yiğitaslan ve Mustafa Gül yaptı. Suriye'de yaşananlar kamuoyuna "SDG/YPG'nin hezimeti" olarak aktarıldı. Ama 30 Ocak 2026'da imzalanan mutabakat metni öyle demiyor. PKK'nın Suriye'deki uzantısı olan bu yapının kayda değer bir şekilde varlığını sürdüreceği anlaşılıyor.
Ankara'nın kontrol edebileceği bir SDG/YPG yapısını bölgesel güç dengesi ve içerideki siyasi süreç bağlamlarında bazı menfaatler doğrultusunda destekliyor olma ihtimaline dikkat çeken araştırmacılar, raporda şu önerilerde bulundu:
BU BELİRSİZLİK GÖZETİLMELİ
-"SDG/YPG, Arap aşiretlerinin saf değiştirmesiyle ciddi bir insan kaynağı kaybı yaşamış olsa da son çatışmalar örgütün kalesi niteliğindeki Haseke ve Kamışlı gibi merkezlerin dışında seyretti. Örgütün çekirdeğini oluşturan Kürt gruplar bu süreci nispeten yıpranmadan atlattı. Halen on binlerle ifade edilen bir insan gücüne sahip olan yapı, Türkiye için bir güvenlik tehdidi olma vasfını koruyor.
-30 Ocak Mutabakatı, kapsamlı bir metin olmasına rağmen kalıcı bir barıştan çok, bir "çatışmasızlık anlaşması" niteliği taşıyor ve kırılganlığını koruyor. Taraflar, imzacı olmalarına rağmen 10 Mart Mutabakatı'ndan sonraki süreçteki gibi mutabakat maddelerini birbirlerinden oldukça farklı ve çelişkili şekilde yorumluyor. Bu nedenle Suriye'nin kuzeyindeki güvenlik ekosistemi değişkenliğini sürdürmekte olup karar alıcılar bu belirsizliği gözetmeli.
DENGELER HER AN DEĞİŞEBİLİR

4