Tahran direndi BOP ağır yara aldı

Özdağ: Öcalan görüşmeleri anayasa değişikliği için bir masalsa, DEM seçmene 'Kürt kimliğinin gelmesi' söylenerek oynanıyor – peki bu formül 2015'te neden çöktü?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Zafer Partisi lideri Özdağ, PKK'yla başlatılan müzakerelerin İran'daki ABD/İsrail başarısızlığından sonra hızlandırılması üzerine, bunun Erdoğan'ın anayasayı değiştirerek ikinci kez başkan seçilmesi için bir strateji olduğunu iddia ediyor. Bu iddiasını ABD'nin Ortadoğu projelerini parçalama çabasından ve Suriye'deki siyasi gelişmelerden yola çıkarak kuruyor. Ancak 2015'teki Dolmabahçe mutabakatının AKP'yi iktidarda düşürüşü, benzer bir formülün şimdi de tutmayacağını mı gösteriyor?

Zafer Partisi (ZP) Genel Başkanı Ümit Özdağ, olayları yakından izliyor, yorumluyor ve muhtemel gelişmeleri de aktarıyor. Özdağ'a göre ABD ve İsrail'in İran saldırısı "Politik bir mağlubiyet" ile şimdilik sonuçlandı. Bu savaşın devam etmesi durumunda hem askeri, hem politik olarak küresel etkilerinin çok ağır olacağını, dünya barışının tehdit altına gireceğini belirtti.

İran'a yapılan saldırı, ülkemizi de yakından ilgilendiriyor. Özdağ'a "ABD, İran'da, Vietnam'da yenildiği gibi yenildi mi Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) sona erdi mi" diye sordum. Yanıtı şöyle oldu:

O EFSANE YIKILDI

"BOP, ağır bir darbe almıştır. ABD'nin uçak gemilerinin dokunulmazlığı efsanesi yıkıldı. Bunun önümüzdeki yıllarda önemli askeri gelişmelerin ilk adımı olduğu açıktır. Deniz jeopolitiğini yeniden tanımlamak gerekecektir. Keza 'İsrail'in yenilmezlik efsanesi' tekrar ağır bir darbe aldığı gibi İsrail halkı ilk kez savaşı Arap halkları gibi yaşamak zorunda kaldı.

Ancak, ABD'nin henüz Vietnam'da tükendiği ve yenildiği gibi yenildiğini söyleyemeyiz. ABD, kaynakları ve askeri imkanları çok geniş bir ülke. Zaman zaman rasyonel olmayan bir başkan tarafından yönetiliyor. Hiç beklenmedik çıkışlar yapabilir. Tekrar nükleer saldırıyı gündemine alabilir. Büyük bir kara işgalini isteyebilir.

ABD'nin, İran karşısında kazanacağı bir zaferin ancak Pirus zaferi olabileceği meydana çıkmıştır. Yani kazanırken, mağlup olmaktadır. in karşısında mağlup olmaktadır. Basra Körfezindeki Arap müttefiklerini koruma iddiası mağlup olmaktadır."

SIRA TÜRKİYE'YE Mİ GELİYORDU

PKK'nın başı Abdullah Öcalan'la görüşmeler yapılıyor. Bu görüşmelerin nereden nereye geldiğini Özdağ şöyle anlattı:

"Önce Öcalan ve PKK ile müzakerelerin neden başladığını ortaya koymalıyız. ünkü bu konuda ön plana çıkan iktidar izahını en açık şekilde 20 Mayıs 2025'te TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş yaptı.

ABD'nin Irak'ı, Suriye'yi, Sudan'ı, Libya'yı böldüğünü ve sıranın İran'a geldiğini, İran'dan sonra eğer Türkiye, PKK'yı kastederek, Kürtler ile barış yapmaz ise ülkemizin de bir iç çatışmaya sürükleneceğini ifade etti. Bahçeli'nin de bu kadar açık olmasa da benzer izahlar yaptığını biliyoruz.

Özetle, Irak ve Suriye'de nasıl savaş ve iç savaşlar sonucunda Kürtçü örgütler devlet yönetimine ortak olmuşlar ise Türkiye'de de savaş, iç savaş olmadan görüşmeler ile bu ortaklık 'Kurucu önder' Öcalan ile yapılacak pazarlıklar ile oluşturulmalıydı. Bu proje ortaya atıldığı zaman daha Beşar Esad Suriye'de devrilmemişti ancak devrileceği ön kabulü yapılmıştı."

BU, BİR TESLİMİYET ANLAYIŞI

Özdağ'a, bu açıklamaları üzerine, "Siz bu izahın doğru olduğunu düşünüyor musunuz" diye sordum. Yanıtı şöyle oldu:

"Bu bir izah değil, bir teslimiyet anlayışıdır. Evet, İsrail'in hedefi bölgede bir Müslüman İsrail yani Tel Aviv'in güdümünde bir Büyük Kürdistan kurmaktır. Bunun için Irak, Suriye ve İran'dan sonra Türkiye'nin parçalanması İsrail'in ve İsrail'de Netanyahu zihniyetinin politikasıdır. Bunu yıllardır anlatıyoruz. Ve İsrail'in bu politikasından dolayı Suriye'de Beşar Esad devrilmesin diye AK Parti'yi uyardık. Suriye'de rejim devrilmeseydi, İran ile İsrail savaşamazdı.

Yapılması gereken siyonist ve emperyalist projelere teslim olmak değil, onlara direnerek tarihin çöplüğüne atmaktır. İngiliz Başbakanı 1919'da 'Türkler Asya'nın Kızılderilileridir ve akıbetleri de öyle olacaktır' demişti. Oldu mu Hayır! Neden, çünkü Türk Milleti Atatürk'ün önderliğinde direndi.

Bakın, yıkılacağı sanılan İran'da direndi. ABD'yi masaya oturttu. Şimdi hayretle izliyoruz. Hâlâ 'Öcalan ile görüşmelere devam edelim, Öcalan'a statü verelim, çalışma ofisi kuralım, anayasa ve yasaları değiştirelim, PKK'ya af çıkaralım' diyorlar.

Eğer meseleleri söyledikleri gibi 'İran'dan sonra sıra bize gelecek' üzerine kurulu olsaydı, şimdi 'Durun bir bakalım, yeni şartlar oluşuyor' şeklinde sürecin yavaşlatılması gerekirdi."

YURT DIŞINDAN TELKİN VAR MI

Bölücü örgütün başı Abdullah Öcalan ile müzakerelerin bir dış dinamiği, yurt dışından telkin var mı ZP Genel Başkanı Özdağ'ın yorumu şöyle oldu:

"Birinci müzakerelerin başlamasında da ikinci müzakere sürecinin tetiklenmesinde de Suriye'nin büyük öneminin olduğunu düşünüyorum. Suriye'de rejimin devrilmesi çalışmaları 2009'dan önce başlamıştı. Ancak Türkiye PKK'yı tehdit olarak algılasaydı, Suriye'de rejimin devrilmesine izin vermezdi. 2009'da PKK ve Öcalan ise sessiz sürdürülen temaslar yeni bir aşamaya ulaştı. 'Açılım' adını verdikleri süreç, 2011'e gelindiğinde PKK'nın AKP hükümeti tarafından tehdit olarak algılanmadığı bir ortam ortaya çıkardı.

Böylece AK Parti, Beşar Esad'ın devrilmesi sürecinde 2011-2014 arasında PKK/YPG'yi adeta Suriye'de Esad'a karşı müttefiki olarak gördü. YPG elebaşı Türkiye'de misafir olarak karşılandı. PKK/YPG'yi tekrar tehdit olarak gördüklerinde iş işten geçmişti ve PKK/YPG Amerikan koruma şemsiyesi altına girip, sözde ABD'nin Ortadoğu'da IŞİD'e karşı müttefiki olmuştu. Eğer açılım başlamasaydı, Türkiye bu rahatlıkla Beşar Esad'ı devirme politikasının parçası haline gelemezdi.

TASFİYE OPERASYONU

Öcalan ile ikinci müzakere sürecinin başlaması da Suriye'de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin hemen öncesindedir.Esad'ın devrilmesinden sonra PKK/YPG'nin Suriye devletinin ve coğrafyasının içinde bir konum elde etmesi için Türkiye'nin Esad'ın devrilmesinden sonra Suriye'de PKK/YPG'ye karşı bir ağır tasfiye operasyonu düzenlememesi gerekiyordu.

Bu ancak Türkiye'de Öcalan ve PKK ile yeni bir müzakere sürecinin başlatılması ile mümkündü. Esad'ın devrildiği süreçte Türkiye açısından sahada mükemmel bir askeri durum üstünlüğü söz konusuydu.

AYAKLANMA BEKLEDİLER

Hendek terörü PKK'nın psikolojik yıkımını getirmişti. Terör örgütü, kent çatışmaları sırasında halkın ayaklanmasını beklemişti. Ancak bölgede halk, devletin yanında yer almış, PKK'nın adeta yok edilmesini içten içe alkışlamıştı. PKK, Hendek sonrasında ağırlığı Suriye kadrolarına verdiği ve Türkiye içinde İHA/SİHA etkinliğimizden dolayı harekette zorlandığı için güneydoğu kırsalından silinmişti.

Türk Ordusu Irak'ta Kilit Pençe harekatı ile teröristleri sınır bölgesinden silmiş, Suriye-Irak bağlantısını da büyük ölçüde engellemişti. Suriye'de ise örgüt Afrin'den atılmış, Kuzey Suriye'nin belirli bölgelerinde geriye sürülmüş ancak Amerikan desteği ile