"Terörsüz Türkiye" adıyla yola çıkıldı. Sonra "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" adıyla ilk toplantısını 5 Ağustos 2025'te yaptı. TBMM Genel Kurulu'nda en küçük bir tartışma kavgaya dönüşürken, Komisyona başkanlık yapan Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, farklı görüşlerde olan milletvekillerinin birbirini, komisyona davet edilenleri saygıyla dinlediği oturumları yönetti.
Gazilerimiz yaşadıklarını, sürece niçin karşı olduklarını dile getirdi. Protez gözünü çıkarıp masaya koyan gazinin yürek yakan sözleri de belleklerde yerini aldı. Tabii ki "Terörsüz Türkiye" olsun, tabii ki ülkemizde milli dayanışma, kardeşlik duyguları yeşersin, demokrasi kök salsın.
CHP'nin, Abdullah Öcalan'la görüşmek için İmralı'ya gitmeyeceğini de ilk SÖZCÜ duyurmuştu.
ÜZÜMLÜ-SİMİTLİ TOPLANTI
Numan Kurtulmuş başkanlığında tören salonunda komisyonun 21'inci ve son toplantısının başladığı saatte, çalışmalara başından beri katılmayan, sürece dahil olmayan İYİ Parti'nin de TBMM'de grup toplantısı başlamıştı. Bir tarafta "çözüm süreci" olarak da nitelenen toplantı yapılırken, diğer yanda "çözümsüzlük süreci" olarak nitelendirilen toplantıda son sözler söyleniyordu.
Komisyon toplantısına basının ilgisi ilk gün yapılan toplantıdan bile fazlaydı. Komisyon üyelerinin masalarına her toplantıda olduğu gibi üzüm konulmuştu. Üyelerin büyük bir bölümü üzüm, simit yiyerek; çay içerek konuşmaları dinliyordu. Toplam 20 kadınlı-erkekli garson çay servislerini yaptı. Her zaman olduğu gibi masalarda çiçekler eksik değildi.
SORUNLU CÜMLE YOKTU
Raporda, sıkıntı yaratacak cümle yoktu. Ne Abdullah Öcalan ya da benzeri durumda olanlar için "umut hakkı" düzenlemesinin yapılacağı yer almıştı, ne PKK'lılara "af" çıkartılacağı. Ancak, önerileri dikkate aldığımızda, aslında yapılmak istenen düzenlemeler "umut hakkı"nı da, infaz sistemini de, ceza indirimini de kapsıyor. İsim belirtilmeden her şey PKK'ya, Öcalan'a göre düzenleniyor. Kuşkusuz, bu düzenlemeden benzer durumda olan kişiler ve örgüt mensupları da yararlanacak.
Dün raporların okunması, rapor üzerinde siyasi partiler adına yapılan 10'ar dakikalık konuşma, ardından oylama ile yeni bir döneme girilmiş oldu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) "umut hakkı" kararı, üye tüm ülkeleri bağlıyor.
"Umut hakkı" diye ayrı bir yasa çıkarılmayacak. MHP'li Feti Yıldız'ın "yamalı bohça"ya benzettiği İnfaz Kanunu'nda, Terörle Mücadele Kanunu'nda yapılacak değişiklikle uygulamaya konulacak.
Öteden beri hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması gerektiği söylenir. Engeller yasalarda yok. Ama iktidarın uygulamaları engel oluşturuyor. Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu değişikliklerinin yapılabilmesi için Anayasa'nın değişmesine ihtiyaç yok. Bunlar TBMM'de her zaman değiştirilmesi mümkün olan kanunlar.
UYGULAMAYI AKP BAŞLATMIŞTI
Belediye başkanının terör/terör örgütlerine yardım ve yataklık suçları nedeniyle görevden uzaklaştırılması/tutuklanması veya kamu hizmetlerinden yasaklanması hallerinde büyükşehir ve il belediye başkanlıklarına İçişleri Bakanı tarafından, diğer belediyelerde ise vali tarafından belediye başkanı ya da başkan vekili görevlendiriliyor.
Kayyım ataması 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra yapılan düzenlemeyle uygulamaya konuldu. Bu uygulamanın kaldırılması, meclisin kendi içinden başkan veya başkan vekili seçmesi komisyon tarafından benimsendi. Bunu hem CHP hem de DEM Parti istiyor. Ama bakalım, Belediye Kanunu'nun 47. maddesinde AKP böyle bir değişikliğe yanaşacak mı
CHP VE MHP "RESMİ DİL TÜRKÇE" DEDİ

5