Ömer'e silahı veren el ve okul müdürünün anlattıkları

Okul müdürüne silah sesleri duyan bir barut fıçısının üzerinde oturma sorumluluğu veriliyor, ama o fıçıyı söndürecek anahtarı kimde?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, okullardaki şiddet olaylarının kök nedeninin eğitim sisteminde müdürlere yetkisizlik dayatması olduğunu iddia ediyor. Siverek ve Kahramanmaraş saldırılarından hareketle, müdürlerin sorunlu öğrencileri uzaklaştıramadığını, veli onayı engeli ve adrese dayalı e-kayıt sisteminin güvenlik açıklarını işaret ediyor. Peki, tüm sorumluluğu idari yapının yetkisizliğine mi yüklenmeli, yoksa aile terbiyesi, toplumsal değerlerin erozyonu ve rehberlik hizmetlerinin yetersizliği de aynı ölçüde sorumlu değil mi?

Şanlıurfa'nınSiverekilçesinde, 9 kardeşliÖmer Ket, iki yıl önce devamsızlık nedeniyle okulundan çıkarılınca, Açık Öğretim Lisesine kaydoldu. Bir lokantadabulaşıkçılık, babası ise memlekette iş olmadığı için İzmir'dehamallıkyapıyordu. Annesi oğlunun ardından ağlarken,"Şimdi ekmek parasını kim verecek"diyordu. Ömer Ket, okulu basacağını, sosyal medya hesabında,"20 Nisan'da okuluma silahla gireceğim, Siverek! Hedef"diye yazmıştı. Okulunu gerçekten 20 Nisan'da basabilirdi. Bunu öne aldı.

Sosyal medya paylaşımları üzerine, okul müdürüS.K, Ömer'in babasına ulaştı. Babaya, oğlunun sosyal medyadaki tehditleri söylendi. Babası,"Ben İzmir'deyim. Telefon numarasını vereyim, siz sorun"dedi. Okul müdürü Ömer'i aradı ve tehditleri sordu. Ömer, hesabının çalındığını, bunları kendisinin yazmadığını söyledi. Telefon konuşmasının yapıldığı gün, durum emniyete bildirildi. Ömer, 20 Nisan'da yapacağı eylemi öne çekti.

GİTTİĞİ YERDEN SİLAHI ALDI

Ömer Ket'in evi, okula yaklaşık 1,5 kilometre uzaklıkta. Evinden çıktığında yanında silah yoktu. Okulunu geçip başka bir yere gitti. Oradan okuluna gelirken yanında pompalı silah vardı. Ömer, okulu bastı,13'ü öğrenci, üçü öğretmen, biri polis, bir kantin görevlisiolmak üzere18 kişiyi yaraladı.Ömer gibi, Kahramanmaraş'ta biri öğretmen 9 kişiyi öldüren 14 yaşındakiİsa Aral Mersinlide, öldürecekler kişiler için "kunduz" diyordu. Bu benzerlik de dikkat çekiciydi.

Okul baskınları, yönetici ve öğretmenleri daha da tedirgin etti. Öğretmenler zaten öğrenci ve veli şiddeti altında. Öğretmen Sendikası, Eğitim İş her fırsatta"Okullarda şiddete son"pankartları taşısa da değişen bir şey olmuyor. Dün bir liseye gittim. Okul müdürüyle konuştum. "Ben anlatayım" dedi. Söz okul müdürünün:

MÜHÜR MÜDÜRDE, YETKİ E-DEVLET'TE

Türkiye son günlerde okullardan gelen silah sesleriyle sarsılıyor.SiverekveKahramanmaraş'tan yükselen dumanlar, sadece birer"asayiş vakası" değil; eğitim sistemimizin bağrındaki devasa bir boşluğun, bir idari felaketin dışavurumudur. Bugün bir okul müdürünün masasına oturduğunuzda, aslında bir barut fıçısının üzerinde oturduğunuzu fark ediyorsunuz. Ama elinizde ne bir su kovası var ne de kapıyı kilitleyecek biranahtar.

E-Kayıt: Bir Tıkla Gelen Tehlike.Senaryo çok tanıdık, bir o kadar da ürkütücü. Bir veli okulun çevresine taşınır. Çocuğun geçmişi bellidir; daha önce gittiği okullarda huzur bırakmamış, psikolojik sorunları"Ben geliyorum"diye bağıran, rehberlik servislerinin"Tedavi şart"dediği bir profil. Peki, okul müdürü ne yapabilirKoca bir hiç.

Veli, e-devlet üzerinden adrese dayalı sistemle kaydını saniyeler içinde yapar. Müdürün"Bu çocuk riskli, diğer çocukların can güvenliğini tehlikeye atabilir"deme lüksü yoktur. Devlet, kendi atadığı müdürüne, okulun güvenliğini sağlama noktasında bir"kapı görevlisi"kadar bile yetki tanımaz. Okulun kapısı sonuna kadar açılır, o çocuk o sınıfa girer.

VİRÜS GİBİ YAYILAN ŞİDDET

Bir müdür veya öğretmen, çocuğun tehlike saçtığını fark ettiğinde elindeki tek enstrüman onu RAM'a (Rehberlik Araştırma Merkezi) yönlendirmektir. Ancak burada sistem duvarına çarpar:Veli onayı. Eğer veli, çocuğunun sorunlu olduğunu kabul etmezse,"Benim çocuğum aslan gibi"diyerek imzayı atmazsa; o çocuk ne tedavi edilir ne de okuldan uzaklaştırılabilir. Okul müdürü, bir öğrencinin diğer 40 öğrencinin psikolojisini bozmasını, dersi sabote etmesini ve hatta potansiyel bir şiddet eylemine hazırlanmasını sadece izlemekle yükümlüdür.

Bu durum sadece o öğrenciyle sınırlı kalmaz. Sorunlu ve müdahale edilemeyen her öğrenci, okulun tüm organlarını zehirleyen bir virüs gibidir. Disiplin mekanizmalarının işlemediği,ödül ve cezanın anlamını yitirdiği bir ortamda; diğer öğrenciler degüvenlik duygusunuyitirir, öğretmenler ise"Başım belaya girmesin"diyerek sınıfa girmeye korkar hale gelir.

DEVLET, MÜDÜRÜNE GÜVENMİYOR

Şu acı gerçeği yüksek sesle söylemenin vakti geldi:Devlet, kendi atadığı, okulu teslim ettiği müdürüne güvenmiyor."Sen bu çocuğu okula alma"